Annem beni doğururken çok zahmet çekti, bu doğru. Aynı zamanda ben de doğarken tüm bu zorlu sürece katlanıp gücümün son zerresine kadar dayandım. Tam dokuz ay boyunca. Sonra annemin rahminde bana rehberlik eden kimse olmadan büyürken, aniden tamamen farklı bir dünyaya itildim. Nerede olduğumu bilmediğim bir yerin havasıyla temasa geçmek ne büyük bir şok olmuştur benim için. Şimdiye bunların hepsini unuttum. Yine de ne zaman bir şeye sevinsem ya da mutlu olsam, bu hislerin doğmak için verdiğim çabaya değdiğini düşünüyorum.
Yapılacak çok şey vardı ama artık “zamanım yok” bahanesi kullanmayı bırakmaya karar vermiştim. Bunun yerine “sahip olduğum zamanla” neler yapabileceğimi düşünecektim. Böylece “bir gün”, “yarın” olacaktı.
Bir gün dediğin sürece, o hayalin asla sonu gelmeyecek. Güzel bir hayal olarak sonsuza dek sürecek… Ancak hayallerinin ötesinde ne olduğunu bilmen istiyorsanız, harekete geçmelisin.
Şu anda, hayatımı düzene sokup elimden geleni yaparken, ulaştığım sonuçlardan ders çıkararak ilerleyeceğim. Ve donanımlı olacağım. Ormanın derinliklerinde kestane toplayan Guri ile Gura gibi. Koskocaman bir yumurtayla ne zaman ve nerede karşılaşacağınızı asla bilemezsiniz çünkü.