Ağlayan bir kadına sarılmakla yeni doğmuş bir bebeğe sarılmak birbirine benziyor; alabildiğine merhametli ve bir o kadar da sevgi dolu. Ağlayan kadınlarda yeni doğmuş bebekler gibi , ağlarken bir şey söylemenizi beklemezler. Yapmanı, gereken şey sadece sarilmakti; susmak , sarılmak ve kadının gözyaşları dinene kadar öylece sabırla beklemek .
Gidenlere hep öyle gelir; bir şey unutmuşlar gibi. Oysa zaten bir şey unutmak için gider insan. Giderken bir şeyi unutmak sorun değil; insan çok daha büyük bir şeyi unutmak için gider. Geride kalanların ne anlamı olabilir ki?
Insanın bir şeye bağlanması çok kolay değil. Bağlandığın andan itibaren nereye gideceğini sen değil, bagliliklarin belirliyor. Kendini zincirleyip sonrada anahtarı yutmak gibi bir şey.