Dilara

Dilara
@dilaraaise2
Bookstgram
"Anı olarak almak istediğin bir şey yok mu?" diye sordum atlarımızın dizginlerini çözerken. Zane'nin keyfi kesinlikle yerinde değildi. Huzursuzca tepiniyor, sinirli soluklar vererek bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Elimi sert tüylerinin pürüzlü yüzeyinde usulca dolaştırarak onu sakinleştirmeyi denedim. "Fazla yüke lüzum yok, leydim." dedi Meldrik. Eyerinin üzerinde yerini aldı. "Bir şövalye için geride bırakılan anılar, yürüdüğümüz yollarda bastığımız taşlardan farksızdır. Bastığımız her taşa veda öpücüğü kondurmadığımız gibi, anılarımızı da yanımızda taşıyamayız." Başımı iki yana salladım. "Ama burası senin evin, Meldrik. Çok yakında harabeye dönecek." "Harabeler, unutulmaya mahkum hikayelerin dilsiz şahitleridir."
Sayfa 119·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Sence bu sarayın altında neler vardır?" Sarayları altında genelde zindanlar olurdu. Buranın gördüğüm diğer saraylardan daha karanlık atmosfere sahip olduğunu düşünerek tahminde bulundum. "Yeraltı hücreleri, kanlı zindanlar ve zincirlenmiş insanlar, Kral Asano'nun bizzat ilgilendiği işkence odaları, ceset parçalarını mideye inderen sıçanlar..." Ben saydıkça Zaiden'ın yüzü soldu. "Muhteşem bir yemeği anında boğazıma dizmeyi başardın, Siyah Kuğu." Ürperek başını bir sağa bir sola yatırdı. "Yine de hayal gücüne hayranım."
Sayfa 87·Kitabı okudu
O sırada Zaiden bir kere daha konuştu."Saige." Fısıldamıştı. "Ne var?" Benim sesime fısıltıdan çok daha yüksek çıkmıştı. "Eira'yı özlüyor musun?" Bu soru karşısında donup kaldım. Yutkundum. Kalbim bir anda hızlandı. Göğüsümü delip geçmek istercesine atıyordu. Zaiden'la Eira hakkında çok kez konuşmuştuk. İlişkimiz ve ihanetimiz hakkında defalarca muhabbet etmiştik. Zaten sık sık Kraliyet Okulu'nda geçirdiğimiz seneyi tartışıyorduk. Ama bunların hepsi Eira'nım ölümünden sonra yapılan konuşmalardı. O öldüğünden beri Zaiden böyle bir soru sormamıştı. "Özlediğim söylenmez" dedim mırıldanarak. Bu doğruydu. Onu özlemiyordum. Kalbimi kırmıştı. Belki de hayatım boyunca asla aşamayacağım bir ihanetti onun bana yaşattığı. Bir yara bırakmış olmasına rağmen bu onu özlediğim anlamına gelmiyordu. Özlem, ona karşı hissettiğim şeyleri sırayalacak olsam çok gerilerde kalırdı. Hatta artık ona karşı bir duygumun kaldığını bile sanmıyordum. Nefretim sönmüş. Öfkem dinmişti. Sevgim, o hançeri savurduğu gün yüreğimi terk etmişti. Sadece ara sıra, bazı şeyler farklı olsaydı hayatlarımızın nasıl olacağını merak ediyordum. "Ölümünden beri hiç konuşmadık. Dışarıdan gayet iyi görünüyorsun ama seni tanıyorum artık. Hislerini belli etmeyen birisi olduğunu da biliyorum. Bu yüzden eğer konuşmak istersen, Eira hakkında veya geçmiş hakkında, ben dinlemeye hazırım," dedi usulca. Nadiren büründüğüm ciddi anlardan biriydi bu.
Sayfa 41·Kitabı okudu
"Herkesin sırları vardır. Ölümcül olmadıkları süreçte sorun yok." "Peki bir sırrın ölümcül olup olmadığını nasıl anlarsın?" "Gezginler, onlarca kimlik yarattıkları için güvenilir insanlardır. Bazen en ölümcül sırlar kendimize söyleyemediklerimizdir ve gezginler asla kendileri olmazlar."
Sayfa 40·Kitabı okudu
" 'Red birthmark' yani kırmızı doğum lekesi olarak anılan popüler bir hikayesi var. Bu hikaye vücudundaki doğum lekesi nedeniyle geçmiş hayatında kendi olduğunu iddia ettiği kişinin cinayetini çözen üç yaşındaki bir çocukla ilgili ve söylenene göre bu duruma Eli Lasch adındaki İsrail asıllı bir doktorda tanık olmuş"
Sayfa 84 - BİR ÖNCEKİ HAYATINDA KATİLİNİ YAKALATAN ÜÇ YAŞINDAKİ ÇOCUK·Kitabı okudu