Hepimiz bir rahmin içinde peyda olduk. Rahme tutunarak var olduk. Rahim tarafından tutularak var olduk. Bu yüzden rahim, mündemiçtir varlığımıza. Rahmin içinde büyürüz ve rahimden çıktığımızda da rahim düşüncesiyle çevrelenerek sürdürürüz hayatımızı. Rahim ilk evrenimizdi bizim. Evreni de sonra rahim bildik. Rahim bizi tuttuysa evren de tuttu bizi. Rahim bizi tuttuysa evrene tutunduk biz de. Tutunabilen olduk. Tutunamayan taraflarımız, tutulamayan taraflarımızdı.
Etinden, sütünden yararlanacağınız bir varlık değilim ben; hayvanlardan bu şekilde yararlanmayı da kabul etmiyorum. Ortada süt varsa ve size sütünü sunmak isteyen bir varlık varsa onu olduğu şey olarak kabul etmeden gerçekleşemeyen bir şey süt akışı. Süt akışı mekanik değil duygusal bir geçiş, duygusal bir zincir, karşılıklı bir hareket. Bütün bebekler sever memeleri ve annelerini. Bütün bebekler. Annelerinin onları olduğu gibi kabul edememesine bir tepki veriyorlardır olsa olsa. Yine de severler. “Memeyle olan güzel hissi korumak istemenin en güçlü ifadesidir meme reddi.” demişti bir psikanalist. Bebeklerden öğrenebilirsek büyüyebiliriz sadece. Bebeklerden öğrenebilirsek birbirimizi büyütebiliriz. Bana bir şeyler öğretmeye çalışırsan büyüyemeyiz. Beni olduğum gibi kabul etmezsen ben arkamı dönüp giderim; beni güzel vaatlerle, şekerle, parayla, tatlı sözlerle ikna edemezsin, bunlarla değişmemi bekleyemezsin, beni bunlarla kontrol edemezsin.