... Halbuki Allah Teâlâ'nın emir ve yasakları zorunluluk değil, tekliftir.
Allah Teâlâ bizi "çaresizce" mecbur tutmaz, sorumlu tutar. Yapmazsan sonunda bu var; yaparsan sonunda şu var, der. Hiçbir şekilde bizi mecbur etmez bununla beraber rahmetiyle kolaylaştırır. Vahiyle açıklar, peygamberler göndererek açıklar, bize sürekli olarak izah eder ki en baştan doğruyu yanlışı ayıralım.
...Ama ُواِلَيكَ الْمَصِير dediğimiz an kendimize çok güçlü bir mesaj veriyoruz: "Sen Allah'a döneceksin. Allah'ın huzuruna döneceksin. Bu dünya bir rüyadan ibarettir, geçicidir.”
Allah'a ilticâ etmek, "Allah'ım sana sığınıyorum, ben burada çaresiz kaldım, ben bunu yapamıyorum." demektir. İnsanın bütün mücadelesi kendisiyledir. Düzeltmekten önce gelir "düzelmek", ıslahtan önce gelir "salah". Salah, düzgün olmak; ıslah başkasını düzeltmektir. Düzgün olan düzeltebilir.