Hz. Yusuf' un hayatı, yaşadığımız hüzünlü olaylar karşısında doğru tepkileri verip sabır ve sebat gösterebilirsek sonucun aklımızın almayacağı bir şekilde hayır olabileceğine çok
güzel bir örnektir.
Mirac'dan hemen sonra vuku bulan hicrette Peygamberimizin binek olarak Burak'ı istememiş olması da manidardır. Oysa
tam da o sırada Peygamberimize göz açıp kapayana kadar süvarisini hedefine ulaştıran bu binek lazım değil miydi?
Yüce Allah neden hicret yolculuğunda Resul'ünü tehlikeye attı da ona özel bir binek yollamadı?
Bu ince meselede acizane kanaatimiz odur ki Mirac Peygamberimize Rabbimizin ikramıydı. O yüzden adeta onun için özel arabasını gönderdi. Ama hicret Efendimizin kulluğuydu. Herhangi bir insan hicret ederken neler yaşayacaksa
Peygamberimiz de kulluk görevini yerine getirirken onları yaşadı. Dolayısıyla kulluk görevlerimizi ifa ederken karşılaştığımız zorluklar konusunda Allah'tan mucize beklemeyi bırakalım.
Cenab-ı Hakk: "Ben kafirleri yok edeceğim, bir tufan olacak. Sen de hazırlan, gemini yap." buyurmuş.
"Ya Rabbi dokuz yüz elli yıllık hizmetimin karşılığında şu gemiyi kaşla göz arasında şurada sen yapıversen de bir de beni bu insanlara alay konusu etmesen." dedi mi Hz. Nuh? Demedi.
Peki üzerimize düşen vazifeler karşısında biz ne yapıyoruz?
Kıssalar hayatın içerisinde bize yol gösteren haritalardır. Bizden önce bu yollardan geçen ve ayağı kaymadan menzile ulaşanların örneklikleridir. Bu nedenle kıssalar, başkalarına
peygamberler tarihini anlatmaktan çok kendimize ilkelerimize göre yaşamamız gerektiğini hatırlamak içindir.
…kıssalar, ilahi prensipleri hayatımıza nasıl aktaracağımızı öğretir. Kıssalar bu prensiplerin uygulanabilirliğini göstermek için oluşturulmuş en güzel modellerdir.