Gururlu kimse kendinden başkasını görmez, onun gözünün önünde ayırıcı perde vardır. Mevlâ'yı gören bir göze sahip olsaydı, kendisinden âciz kimseyi görmezdi.
Dünya hayatı çöl rüzgârı gibi süratle geçer. İyilik kötülük hepsi geçer, hiçbiri kalmaz. Zalim bize zulmettiğini sanıyor, fakat o zulüm bizden geçti gitti, onun boynunda ebedi kaldı.
Hakka şükretmenin tek bir yolu vardır. O da kişinin o âcizliğini kabul etmesidir. Yoksa rızık verici Mevlâ'ya yaraşır bir biçimde şükür borcunu hakkıyla kim yerine getirecek?