Kör cesaret değil, temkinli şecaat…
Davâ adamının ana vasıflarından biri gözükara olmak… Gözükara olmak, dâva adamının, inandığı şeyi hayata ve eşyaya nakşetmesi için biricik vasıta… Her tedbir alındıktan ve basiret plânında her şey pişirildikten sonra mutlaka cür'ete, gözükaralığa ihtiyaç var…
Şeyh Muhammed Parisa Hazretleri söylüyor:
"Gafil halk, yorgun ve bitkin bir laf eder: Yarın olsa da bir iş işlesem!.. Bilmez ki, bugün, dünkü günün yarınıdır. Bugün ne işlemiştir ki, yarın ne işlesin?"
Fatihliğin ilk şartı ıstıraptır. Istırap... Genç adam istırap çekebilme kabiliyetine malik olan adam demektir. Konferansımızın en derin ve ince noktası burası... Diyeceksiniz ki, ıstırapla gencin ne alâkası var? Alâka büyük... Çünkü oluş bir hummâdır. Nasıl tohum çatlarken alev alev yanarsa, kaynayan su nasıl fıkırdar ve inlerse, nasıl toprak altında kömür milyonlarca sene yatar kavrulur ve elmas olursa, oluş baştan aşağı böyle bir çile hummasından ibarettir.
"Dünya Ahiretin tarlası..."
Burada ne ekersen orda onu biçilmiş bulacaksın; burada zaman içinde inlerken orada zaman üstü huzura ereceksin. Onun için dünya'yı terketmek yok... Tasavvufta bir çok terklerden sonra, terketmeyi de terketmek var. Tekrar dünya'ya dönmek ama dünyaya kendi hakkı kadar pay vermek, onu hakkının üstüne çıkarmamak... Sır burada...