Yalom' un ilk okuduğum kitabı
"Nietzsche Ağladığında" romanıydı, kitap beni çok etkiledi ve sonrasında yazarın birçok kitabını okudum. Aslında ara ara kitaplarını tekrar tekrar okurum...Bu kitabını da ikinci kez okuduktan sonra incelemesini yazmak istedim.
“Aşkın Celladı” birbirinden bağımsız 10 adet psikoterapi öykülerinden oluşuyor.
Kitaba adını veren Aşkın Celladı adlı hikâye ise;( Yalom Thelma'nın platonik aşkıyla ilgili anlattıklarını dinleyince, hastasının bazı şeyleri yanlış değerlendiğini anlayıp bu aşkın celladı olacağım diyor.)
Thelma'nın kendisini istemeyen yaşça ondan çok küçük bir adama yıllarca saplantılı biçimde bağlı kalmasını anlatıyor. Aslında mesele aşk gibi görünse de Yalom şunu fark ediyor, kadın o adamı değil, onun üzerinden hissettiği “değerli olma” duygusunu bırakamıyor, adam ondan küçük olduğu için kendini onunlayken daha genç ve ölüme daha uzak hissediyor.
İnsan bazen sevdiği kişiye değil, o kişinin içinde uyandırdığı hayale bağımlı oluyor.
Yalom’un Thelma'nın hikayesindeki tespiti ise;
bazı insanlar acı çekse bile o bağı bırakmak istemiyor çünkü boşlukla yüzleşmek daha korkutucu geliyor.
Yalom bu kitabında yalnızlık, ölüm korkusu,
yaşlanma,terk edilme,anlam arayışı,insanın kendinden kaçması gibi konuları ele alıyor..
Kitabın çarpıcı yönlerinden biri ise okuyucunun
sadece danışanları değil, terapistin kendisini de analiz etmesi . Çünkü Yalom bazen danışanlarından etkileniyor, bazen sinir oluyor, bazen kendi geçmişiyle yüzleşiyor. Bu yüzden kitap iki yönlü ilerliyor.
Bence Yalom' um okuyucuya da terapi yapma gibi bir özelliği var. Kitap ilerledikçe sanki terapist koltuğunda kendim oturuyormuş gibi bir hissettim. İnsan okudukça kendini de sorguluyor.
Irvin D. Yalom psikoterapist ve psikanaliz bir doktor olarak, insan ruhunu