İnsanın en büyük tutkusu, başkalarını kendi inandığı şeye inandırmaktır. Kendisinin değer verdiği bir şeye başkalarının hiç değer vermemesi kadar mutluluğunu kökünden sarsan, içini öfkeyle dolduran bir şey olamaz. Semtleri karşı karşıya getiren, mahalleleri birbirinin çöküşü için dua etmeye yönelten hakikat sevgisi değil, üstün gelme arzusudur.
Okuma hastalığı bir kez insanın vücuduna girince onu öyle güçsüz düşürür ki, vücut mürekkep hokkasında yaşayan ve tüy kalemde cerahatlenen öbür belaya kolayca yem olur. Talihsiz kişi yazmaya başlar.
Onun kabarmış, çılgın yüreğine karanlık daha uygundu. Her ayak sesine kulak veriyor, her sesten anlam çıkarıyordu. Her sarhoş narası, samanların içinde yatan ya da başka bir derdi olan her sefil yaratığın iniltisi, sanki kendi girişimine uğursuzluk getirircesine yüreğine bıçak gibi saplanıyordu.