İnsan besiginden mezarina, tum uyanik gecirdigi zamanlarda egitim altindadir. Egiticilerinin ilk sirasinda da baglantilar gelir. Bu, dusunceleriyle duygularini etkileyen, ideallerini olusturan ve onu bir yola sokup orada kalmasini saglayan insani cevresidir. Eger o yoldan ayrilirsa, en cok sevdigi ve saygi duydugu, onayina en cok deger verdigi insanlar tarafindan dislanacaktir. O, bir bukalemundur. Dogasinin kanunu geregi, yasadigi rengin yerini alir. Cevresindeki etkiler onun tercihlerini, nefret ettiklerini, siyasi gorusunu, begendiklerini, ahlakini, dinini yaratir. İnsan, bunlarin hicbirini kendisi yaratmaz. Yarattigini sanir ama bu meseleye derinlemesine dalmadigindandir.
İcimdeki cocuk, ben onu ne kadar iyi dinlersem o kadar iyi konusur, kendisini o kadar iyi ifade eder. İcimdeki cocuk konusursa, kendimle ilgili bilmedigim seyleri ogrenebilir, kesfedebilirim.
"Sen ne kadar kacsan da, iskalasan da, gormezden de gelsen, kafani kuma da gorsen, kalbine kilit de vursan, hayatin sana bir diyecegi varsa, sinsi sinsi bekliyor sirasini, yillarca. Oyle sabirli. Oyle fil hafizali, oyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sagalt ruhunu. Gomdum san. Defter kapanmayinca kapanmiyor."