Bu mavi çimenliğe gelene kadar çok uzun bir yol katetmişti ve düşü gözüne öyle yakın görünmüş olmalıydı ki onu uzanıp eliyle kavrayamaması söz konusu olamazdı. Bu düşün çoktan geride kaldığını; şehrin ötesinde, cumhuriyetin kara tarlalarının gecenin içinde serpilip uzandığı o engin belirsizlikte kaldığını bilmiyordu.
"Ben olsam, ondan fazla bir şey beklemezdim," demeyi göze aldım. "Geçmişi geri getiremezsin."
"Geçmişi geri getiremez miyim?" diye haykırdı kulaklarına inanamayarak. "Niye, elbette ki getiririm!"