— Pardon, ablacım!
dedi kibar adam Seyfi! Kadın ise şöyle bir süzdü Seyfi’yi. An-
cak Seyfi bu süzüşten pek hoşnut olmadı. Ellisine yakın yaştaki bu
kadının süzüşleri, Seyfi’yi tedirgin etmiş ve iffeti konusunda tedir-
gin olmuştu.
— Abla deme, lazım olur!
şeklinde niyetini belli eden bir cümle kurmuştu kadın. Ancak
Seyfi kadına, Hüner’e atıfta bulunarak:
— Mercedes varken Murat 131’e mi binilir mi ablacım?
şeklinde dolaylama ama güçlü bir cümleyle kompoziyonla-
mıştı durumu Seyfidor Dali. “Sana sarılacağıma Çatlak Leman’a sa-
7 KARILI SEYFİ | 81
rılırım be!” diye de içinden geçirmişti ve büyük konuşmayı severdi
Seyfi
Bir tarafta ahu gibi, taş gibi bembeyaz amazon kadın Hüner,
bir tarafta ev kızı Nalan! Diğer tarafta durum-ı umumiyesi perişan,
mal gibi aynı kafeye aynı saate iki kıza birden randevu çakan bir
adet Seyfi.
Sultanahmet’te derin bir sessizlik! Seyfi’ye zaman, yavaş çe-
kim olmuştu âdeta. Tevafuk, iğne deliği olmuştu yani durum va-
himdi. Birden Einstein’in görecelilik teorisi geldi Seyfi’nin aklına
çünkü aynı zaman ve aynı mekâna verilmiş bu iki randevu netice-
sinde yapılması gereken en güzel şey, bir solucan deliği bulup bo-
yut atlamaktı göreceli Seyfi’ye göre.
7 KARILI SEYFİ | 75