Ne yani şey mi sanıyoruz, bu bilinçle, bu genetikle, bu dna ile hoop diye dünyaya geldik gelir gelmez hayatta kalmak için alet yaptık, avlandık, tarım yaptık kap kaçak yaptık falan filan. Bir bebek bile dünyaya geldikten sonra belli bir zamana bağlı olarak aynalama yaparak tecrübe ederek, görerek taklit ederek deneyerek yanılarak bir şeyler öğreniyor. Uzun uzun yıllar boyunca genetiğimize atalarımızdan miras kalan kodlamalarla keşfettiğimiz şeylere uyumluluk kazanmadık mı? Kullandığımız uzuvların gelişimi kullanmadığımız şeylerin körelmesi meselesi bugün bile hayatın her alanında farklı yöntem ve deneyimlerle karşımıza çıkmıyor mu? Var olan bir şeyin nasıl var olduğunu, hangi aşamalardan geçtiğini, yaşını, boyunu, sistematik yaşam tarzını bölgesini, fizyolojisini anlamak için çeşitli disiplinler geliştirmedik mi? Bütün bunlar yaşanıyorken insanın tarihini araştırmasından daha doğal ne olabilir ki? İşte bu kitap tam olarak bir çok insanın aksine kendi tarihini, gelişim aşamalarını, atalarımızın hangi durumlarda neler yaptıklarını, zaman içerisinde nasıl geliştiklerini hangi olaylara nasıl tepkiler verdiklerini bize anlatıyor. Türdeş olduğumuz farklı insan tiplerinin bizimle aynı anda nasıl var olduğunu, hangi iklime hangi yaşam tarzına hangi fizyolojik artılara ve eksilere sahip olduğunu gayet anlaşılır ve akıcı şekilde anlatıyor. Tabiri caizse salağa anlatır gibi ilk okul düzeyinde gün görmemiş beyinlere bile insanın var oluşunun aşamalarını tek tek açıklıyor. Elbette elde edilen çeşitli araştırmalar, bilimsel makaleler ve bulunan fosiller, kanıtlat yapılan dna incelemeleri ve karşılaştırmalar ile. Bu yüzden bence herkesin okuması gereken insanlığın dünü ve bugününe ışık tutan nadir kitaplardan biri. Fizyolojisinin nasıl geliştiğine ilgi duyan, beynini kullanma yönünde