• Eğitimin amacı nedir?
     Eğitim, bir takım dershanelere yazılmak, ilk, orta, liseye gitmek, paran varsa velilerin büyük fedakârlıkları ile özel okullara yazılmak, not almak, dershanelerde nasıl notalınacağını öğrenmek, ondan sonra alfabe çorbası gibi isimleri olan bir takım sınavlardan geçmek, konuyu hiç anlamadan, abc hangisini işaret edileceği taktiklerini öğrenerek, bir diploma almak, ondan sonra da yatmak ve her firsatta memleketi satmak, değildir. Eğitimin gayesi bu değil arkadaşlar.
  • Askeri bilgilerden yoksun subaylar, gemilerden bihaber deniz subayları, işlerine hakim olamayan memurlar cismani arzularını ön plana koymuş, dünyevi meşgalelere dalmış pişkin din adamları... Hiçbiri kendi işlerinin ehilleri değillerdi. Zaten _ hemen hemen Senyörün sınıfındandılar. Ve Senyör de onları bir sekilde bulundukları görevlerden, sahip oldukları yetkilerden uzaklaştırıyordu. Paris’te bütün değerler ayak altındaydı. Doktorlar sadece soylu hastalar için okumuş, yalnızca onlara hizmet için diploma almışlardı sanki
    Charles Dickens
    Sayfa 138 - Kültür bakanlığı yayıncılık, antik batı klasikleri
  • Diplomayı teşvik eden bir zamanlar yedek subaylık gibi bir takım yan unsurlar talebi daha da artırdığından, yeni okulların açılması hızlanıyor ve zamanla bir diplomalılar enflasyonu doğuyor. Bu sebeple, işsiz gezen, diplomasında yazılı olan mesleğin dışında işlerle uğraşan birçok üniversite mezunu ortaya çıkıyor. Bu diplomalılar ordusunu istihdam edemeyen yeni sektöre kimler geçecektir? O zaman eğitim, sadece bu yeni sektörle kimlerin geçebileceğini tayin eden bir eleme faaliyetinden ibaret kalıyor. Bütün mesele bu diplomaları sağlayan imtihanları verebilmek gibi bir noktada düğümleniyor. İşte Türkiye'de ortaya çıkan "Sınava Hazırlanma Kursları" ile "Hazırlık Dershaneleri" sanayii böylece doğmuştur. Bunlar bu işlerden büyük karlar elde ettikleri için, düzenin muhafazası yolunda da büyük bir baskı unsuru oluyorlar.

    Bu vaziyetin adı Kridensiyalizmdir.(Diploma Hastalığı)...
  • Kalkınmış ülkelerde eğitimin yaratıcısı sivil toplum iken, geç gelişenlerde doğrudan doğruya devlettir. Diploma sahipleri de hemen devlet kapısına müracaat edip, diplomanın hakkını istemekte ve almaktadırlar. Böylece liyakat ve kabiliyet ikinci planda kalmaktadır.
  • --Namussuz koca, namuslu hanım istiyor.
    -Tembel öğretmen, çalışkan öğrenci istiyor
    -Zina yapmış genç, el değmemiş kız istiyor
    -Sahtekar amir, dürüst memur istiyor
    -Cuma farzdır kılarız ama farz olan beş vakit namazı kılmayız.
    -Çalışmak istemeyiz ama çok zengin olalım isteriz.
    -İnsanlar tarafından sevilmek isteriz ama biz kimseyi sevmeyiz.
    -Arabanın çarptığı çocuğa acıyoruz, internetin çarptığı çocuğa acımıyoruz.
    -Bakıyoruz, görmüyoruz. İşitiyoruz, duymuyoruz. Dokunuyoruz, hissetmiyoruz.
    -Çok konuşuyoruz, az iş yapıyoruz
    -Çok iş yapanlara söz vermiyoruz.
    -Dua yapmıyoruz. Talep ediyoruz.
    -Alim ile bileni karıştırıyoruz.
    -Çeyrek ekmek gibi çeyrek Müslümanlık istiyoruz.
    -Duymayacak kadar kör, görmeyecek kadar sağırız.
    -Dirilişi Ayet ve Hadislerden, kendimizden değil, dizilerden bekliyoruz.
    -Tarihin öznesi değil nesnesi oluyoruz.
    -Kahraman bekliyor, kahraman olmuyoruz.
    -Ölümlüyüz ama ölümsüz gibi yaşıyoruz.
    -“Gelin birlik olalım” deriz ama “Gidip birlik olmaya” razı olmayız.
    -Faizi biz alır, kumarı biz oynarız ama suçu siyonizme atarız.
    -Okumayız ama milletin cahilliğinden bahsederiz.
    -Günah işlememek için değil, tekrar işlemek için tövbe ediyoruz.
    -Bilgimiz yok ama fikrimiz çok.
    -Dünyada yaşıyoruz ama cennet rahatlığı bekliyoruz.
    -Cehennem’in var olduğunu söylüyoruz ama yokmuş gibi yaşıyoruz.
    -Artan hastahanelerle beraber hastalıklarımızda arttı.
    -Artan adalet saraylarımızla beraber adalet arayışımızda arttı.
    -Artan iletişim cihazlarımızla beraber insanlarla iletişimimiz azaldı.
    -Artan paralarımızla beraber infakımız azaldı.
    -Kendi hocamıza asrın en iyi hocası muamelesini yapıyoruz ama başkası aynı şeyi yapınca ona kızıyoruz.
    -İçkinin sarhoş ettiğinden daha fazla dünyanın sarhoş ettiğinin farkına varmıyoruz.
    -Kendimizden, evimizden önce dünyayı değiştirmeye çalışıyoruz.
    -Müslümanız ama teslim olmuyoruz.
    -İman ediyoruz ama tereddüt etmekten geri durmuyoruz.
    -Başımızı kapatıyoruz ama diğer yerlerimizi açıyoruz.
    - Örtününce her şey serbest sanıyoruz.
    -Hanımımıza kocamıza bakılmasını istemiyoruz ama biz başkalarının hanımına veya kocasına bakıyoruz.
    -Örtünüyoruz ama daha fazla görünmek için.
    -Giyiniyoruz ama çıplak olan taraflarımız daha fazla öne çıkarmak için.
    -Evleniyoruz ama boşanmak için.
    -Okuyoruz ama diploma için.
    -Seviyoruz ama karşılık bekliyoruz.
    -Namaz kılıyoruz ama kötülükten geri durmuyoruz.
    -Oruç tutuyoruz ama sadece midemizle.
    -Zekat veriyoruz ama başa kakıyoruz.
    -Hac yapıyoruz ama turistlik bir seyahat gibi.
    -Kelime-i Şehadet getiriyoruz ama sadece dilimizle.
    -Diziler fuhuş pazarlıyor. O dizilere reytingi biz yaptırıyoruz. Ama oğullarımızın kızlarımızın namuslu olmasını istiyoruz.
    -Dini, kültür; ahlakı, bilgi olarak görüyoruz ama toplumun dört dörtlük olmasını istiyoruz.
    -Her şeyi biz yapıyoruz. Suçu şeytana atıyoruz
    -Sistemle bozulan ümmeti, sistemle değil de kişisel çabalarla düzeltmeye çalışıyoruz.
    🙁😔😔 MEVLÂ HAZRETLERİNİN istediği gibi müslüman olmamız ümüdüyle bir birimizi sevelim ve dua edelim...
  • Talebe, hakikatler peşinde koşmayı meslek edinen insandır, gayesi manevî olgunlaşma olan bir mesleğin insanıdır, mekteplerin diploma müşterisi ve istikbalin mevki dilencisi değildir.
  • Diploma, bir insanın aldığı branş eğitimini yeterli ölçüde/seviyede onaylamıyor.