• Üniversiteye gitmişler çünkü üniversitelerin çok önemli sayıldığı bir zamanda birisi onlara bu dünyada yükselebilmek için diploma sahibi olmak gerektiğini söylemiş.Ve bu yüzden de dünya bazı olağan üstü bahçıvanlar,fırıncılar,antikacılar,heykeltraşlar ve yazarlardan yoksun kalmış.
    Paulo Coelho
    Sayfa 38 - Can yayınları
  • “İlim ilim bilmektir.
    İlim kendin bilmektir.
    Sen kendin bilmezsen
    Ya nice okumaktır.”
    Yunus Emre

    Yunus’un da dediği gibi önce kendimizi bilmeli, tanımalıyız. Gücümüzü, yetenek ve kabiliyetlerimizi, acılara dayanabilme eşiğimizi, güçlüklere karşı baş edebilme seviyemizi bilmeli ve kendimizi doğru ve güzel istikamette sürekli eğitmeli, yenilemeli, sınamalı ve gözden geçirmeliyiz.

    Tüm bunlar içinde önce okumalıyız. Okumalı ve öğrenmeli gerçeklerin aslında neler olduğunu kendi penceremizden analiz etmeliyiz. Okumak, bilmenin ve öğrenmenin anahtarıdır; çünkü bilgilerimizin % 80’den fazlasını okuyarak elde ediyoruz.

    “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” “İlim Çin’de de olsa alınız”, “Bana bir kelime öğretenin kölesi olurum.” Özdeyişlerini duymayanınız yoktur sanırım.

    Okumalı, zevkle okumalı
    Kültürel birikimimiz için okumalı,
    Eğitimli olmak için okumalı,
    Medeni birer vatandaş olmak için okumalı,
    İyi birer ebeveyn olmak için okumalı,
    Toplumumuzu anlamak için okumalı,
    Olayları anlayabilmek için okumalı,
    Görünen sebeple gerçek sebebin farkını ayırt edebilmek için okumalı,
    Eşimizi, sevdiğimizi, çocuğumuzu anlayabilmek için okumalı,
    Farklı olmak için okumalı,
    Özel olmak için okumalı,
    Güçlü olmak için okumalı,
    Sevgili olmak için okumalı,
    Her şeyden önemlisi senin “benliğin” için ve kendini tanıyabilmen için okumalısın.

    Bir Türk kızımız kitap okuyor, okuyor, okuyor.. Kitap okudukça kitabin kahramanlarıyla kendini özdeşleştiriyor. Kendinde karşı konulmaz bir güç hissediyor. İsterse başarılı olabileceğini fark ediyor. Kitaplarda okudukları kişileri düşünüyor. Çalışkan, azimli ve başarılı. Benim onlardan ne farkım var diye düşünüyor. Başlıyor çalışmaya. Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor ve Avrupa Boks Şampiyonu oluveriyor. Bunun gibi yüzlerce örnek sayılabilir. Ama o örneklerden birisi de neden sen olmayasın? Bir insanın isteyipte yapamayacağı şey sınırlıdır, yok denecek kadar azdır. Ama bütün yolculuklar bir adımla başlar. İlk adım çok önemlidir.

    Sevgili Yunus “Herdem yeni doğarız / Bizden kim usanası”
    Hz. Mevlana “Bugün yeni bir gün. Yeni bir şeyler söyle. Dün su gibi aktı gitti cancağızım” demiş.

    “Gerçek manada aydın olmak okuduğu yazılardan öğrendiklerini nakleden değil, sentez yapıp fikir üreten ve bu fikirleriyle önce milletine ve insanlığa faydalı olan insan demektir.” Bir hekimin hastasını tedavi ettiğinde yaşadığı, tattığı hazzı düşünün. Onun gibi bildiğin bir bilgiyi değer katacak şekilde karşı tarafa aktardığın zamanda -farzı misal- bir yaraya merhem olduğu zaman yaşayacağın hazzı düşün. Örnek; çocuğun var. Hasta ve ishal olmuş. Biliyorsun ki bu hastalıkta sıvı kaybı olur ve hastanın vücudunu güçlendirici ilaçların yanısıra bol sıvıya da ihtiyacı olacaktır ve sen bunu öğrendin. Bunun gibi nicelerini sayabiliriz.

    Çevremize baktığımız zaman hayıflanırız. Neden yaş ağacı kesiyorlar? Neden yere tükürüyorlar? Neden ufacık çocukları dövüyorlar? Neden yaşlılara yardımcı olmuyorlar? Neden devlet malına zarar veriyorlar? Neden, Neden, Neden?? Bu soruları çoğaltmak mümkün ama okuyup sentez ettiğin zaman bu nedenlerin farkına daha iyi varacaksın ve en azından zamanla sen o “Nedenlerdeki” baş aktör olmayacaksın.

    Okumazsak başkalarının bize dikte ettirdiklerine inanırız, okursak bize dikte edilmeye çalışılanların doğru-yanlış ne olduğunu anlayabiliriz.

    Şu inanış yanlıştır. Sadece tahsil gören kişiler okur ve okumaya ihtiyaçları vardır. Onlar mecburiyetten okuyor. Okumazlarsa diploma alamazlar en azından. Aslında okumak ve dolayısıyla öğrenmek bir süreçtir ve ölünceye kadar da devam eder.

    Aydınlık bir gelecek, başarılı ve medeni nesillerin yetişmesi için sağlıklı okumalar.

    Ömer Yaşar
  • 'Yaşadiğimiz dönemin en büyük cahili, diploma almayı eğitim sanandır..'
  • Diploma törenine katılmadım.

    Mezunlar cüppelerini giymiş, başlarına o tuhaf başlıkları geçirmişlerdi.
    Şüphesiz bu elbiseler, sırmalı, püsküllü şeyler, törenin yapılacağı salona mistik bir hava
    sıçratıyorlardı.

    Henüz yaptığım tahsile, aldığım diploma-
    ya bir mana veremediğim için.
  • Bütün o büyük korkular... Bir alışkanlıklar duzenliliği...bununla sınırlıydı. Ama biliyor musunuz, Bay Brul, çocuklara on altı yıl süren bir alışkanlıklar duzenliliği dayatmak alçaklıktır? Zaman çarpıtılıyor, Bay Brul. Gerçek zaman mekanik degildir hepsi birbirine eşit saatlere bölünmez.. gerçek zaman, kendi içimizdedir... Her sabah yedide kalkın... öğlen yemek yiyin, dokuzda yatın... ve asla kendinize ait bir geceniz olmayacak... denizin alçalmayı bırakıp durduğu, yeniden yükselmeden önce gece ve gündüzün birbirine karışarak birleştigi ve tıpkı okyanusa kavuşan nehirlerin yaptığı gibi bir coşku seti oluşturduğu, dingin bir zamanın varolduğunu asla bilmeyeceksiniz. On altı yılımın gecelerini çaldılar benden, Bay Brul. Başka şeylerin yanı sıra. onları da çaldılar... Amacımı çaldılar benden, Bay Brul. Beşinci sınıfta, altıncı sınıfa geçmenin tek hedefim olması gerektiğine inandırdılar beni.. son sınıfta, bitirme sınavını vermem gerekti... ve daha sonra, bir diploma... Evet, bir amacım oldugunu zannettim, Bay Brul.. ve hiçbir şeyim yoktu... Başı sonu olmayan bir koridorda, bazı budalaların arkasına takılıp, başka budalaların önünde ilerliyordum. Size zorlanmadan yutturmak için, acı tozların kapsüllere konulması gibi, diploma denen eşek postlarıyla kaplanıyor hayat.. Ne ki, Bay Brul, hayatın gerçek tadını tercih ederdim, bunu artık biliyorum.
  • "Üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.

    Bana, 'Ne olmak istiyorsun?' dedi.
    'Entelektüel olmak istiyorum.' dedim.
    'Senden entelektüel olmaz' dedi.

    Şaşırmıştım,sonra,kırılgan bir ses tonuyla;
    'Dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. Okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren,hep benim?' dedim.

    'Senden entelektüel olmaz' dedi.
    Çok kızmıştım!
    'Doç. tezlerin konularını bile ben öneriyorum' dedim.
    Prof. gülümseyerek geriye yaslandı.

    'Senden çok iyi bir araştırmacı olur. Ama entelektüel olmaz. Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi 'Niçin olmaz?' diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin.

    Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir.

    Okulun önüne bak. Hepsi son model araç dolu ve hocalara ait. Her sene model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar.

    Çünkü o unvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.

    Entel feodal köylülere artık diploma ve unvan da yetmez. Tıpkı paranın yetmediği gibi.'"
  • Yaşadığımız dönemin en büyük cahilliği diploma almayı eğitim sananlardır...