Hayatımda birçok fırtınaya tanık oldum. Çoğuna hazırlıksız yakalandığım için uzaklara bakmayı, hava koşullarını kontrol edemeyeceğimi anlamayı, sabır denen sanatı icra etmeyi ve doğanın öfkesine saygı duymayı mecburen ve süratle ögrendim. Olaylar her zaman arzu ettiğim gibi gelişmez ve buna alışmam gerekli.
Hep ona doğru yürürüz, bize ne zaman dokunacağını asla bilemeyiz, işte bu yüzden hep etrafımıza bakmalı, yaşadığımız her dakika için minnet duymalı ama yaptığımız ya da yapmaktan vazgeçtiğimiz her şeyin önemini düşünmemizi sağladığı için de teşekkür etmeliyiz.
İnsan her durumda ıstıraplarından fazlasıdır. Yeri geldiğinde, ıstıraba tahammül ve kadere/kaçınılmaz olana rıza göstermek de insanın olgunluk yürüyüşünde bir basamak olabilir.
Mutluluk için asgari olarak ihtiyaç duyduğumuz bir şey var: Bütün kalbimizle "şimdi ve burada" olmak ve arzunun, hırs ve tamahkârlığın dikkatimizi çelmesine izin vermemek...