“Diğer taraftan bakıldığında genel olarak Türk sinemasının popüler örneklerinin mecburen en temel olarak aşkı,dostluğu,aileyi yüceltiyor olduğu yaşamın temeline oturttuğu , çünkü başka değerler sunması durumunda (kültürel,sanatsal,sosyal)hem ilgi çekmeme riski olduğu hem de toplumun genel anlamda beklentilerini yükseltebileceğin riski taşıdığı gerçeği vardır.Mutluluk, en kolay elde edilebilecek ve devletler için maddi/manevi herhangi bir tehdit /zorluk oluşturmayacak kavramlarla ilişkilendirilir ve böylelikle gerisinin sorgulanmaması sağlanır.”
“2000 li yıllardaysa Yeşilçam geleneğine öykünen ve o iklimde romantizm taşıyan bir kaç filim dışında aşk pragmatist bir hal almıştır ve karakterler aşık olmakta zorluk çekerler.Platonik olmayan,karşılıklı ilişki içerisinde sürdürülebilir bir aşk yeni nesil için zor gibidir.Çünkü bu sefer de bireyler özgürleşmiş,yalnızlaşmış ve tek başınalığa alışmışlardır.Bireylerin çoğunluğu için ancak çıkarlarının büyük oranda örtüştüğü birliktelikler sürdürülebilir ve arzulanabilir olanlardır.”