"Bu ellerimde ne var çözemedim. Senin o eski zaman hallerin beni öldürüyor. Avuçlarımın içine baktıkça yüzünü görür oldum. Seni koruyamadım küçüğüm, affet. Tutamadım ya sözlerimi; istiyorsan beni vur. Omuzlarımdan tutup haykır yüzüme, kulaklarım kanasın sözlerinin ağırlığından, inan sesim çıkmaz. Beni kara saplı bir bıçakla öldür, ölümüm senin ellerinden olsun. Henüz nefes alıyorken bana cehennemi yaşat ama yalvarırım bana kırgın gitme."
Unutma olur mu? Yıllar geçse de unutma beni, senin için yazdığım sözlerimi. Ömrüne bir kadın al ve onun kuru toprağını sevginle yeşert. Beni sakın merak etme sevgilim. Alacaklıyım ölümden. Kıyamadım, doyamadığım seni alacağım soğuk nefesinden.
Bana verdiğin her şey öldü. Benimle birlikte ölecek, gözünde izi kalmış hatıraların. Yanımda götüreceğim hepsini. Benden geriye ne kalır bilmem ama sen kalacaksın Tuna, benden geriye sen kalacaksın bu şehirde. Benim dökülmüş saçlarım sende can bulacak. Kaşım, gözüm ve kirpiğim... Hepsi seninle yaşlanacak. Bu ellerim senin olacak...
Sadece nefes almak değil ki yaşamak. Bu insanlar boşuna mı koşuşuyor oradan oraya? Deli mi bu insanlar, hep bir umut arayışına düşmüşler? Hayatın o acı silsilesini hissetmeden ölen insan olur mu hiç?