Caner Tuncer, Biz'i inceledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · 12 günde · 8/10 puan

BİZ'İ NEDEN OKUDUM? BANA GÖRE ESERİN DİLİ NASIL?

BİZ'i, George Orwell'ın "1984" ve Ursula K. Le Guin'in "Mülksüzler" eserlerini okumaya başlamadan önce, bu iki büyük yazarın çok beğendiği ve övdüğü, aynı zamanda bu iki yazarın bu kült eserlerini yazarlarken Zamyatin'in "BİZ"inden esinlendiklerini öğrenmem sonucu okumaya karar verdim. Türünün ilk örneklerinden olmasının da epey bir etkisi oldu.
Okuyacağım ilk bilim-kurgu, ütopya-distopya eseri olması sebebiyle zorlanacağımı biliyordum. Kitabı bana göre uzun sürede bitirmemin sebebi arka arkaya 1 saatten fazla okuyamamam oldu. Bunun başlıca sebebi de belirttiğim gibi bu alanın içinde yeni olmam, yeni bir tarzla karşılaşmam. Ancak bunun dışında; yazarın, her ne kadar bende büyük hayranlık uyandırsada, sık sık kullandığı şairane betimlemeleri oldu. Zaten okunması güç olan bir eserin, benim adıma daha da zorlaştığını söyleyebilirim bu hususta. Ancak bu anlatımın kalitesi okurken zorlanmama ve verdiğim fazladan saatlere değdi diyebilirim.
Benim size tavsiyem zihniniz mümkün olduğu kadar dinginken, sakin bir kafayla okumanız.

KİTAP İÇERİĞİ İLE İLGİLİ (özet niteliğinde)

Ana karakterimiz D-503 numarasına(ismine) sahip bir matematik mühendisidir. Kitaptaki anlatıcı kendisidir. Kitaptaki bütün olayları kendi kalemiyle, kendi ağzıyla günlük gibi kaydetmektedir. "İNTEGRAL" adı verilen, devletin en büyük projesi olan bir uzay gemisini yapmakla yükümlüdür. (kitapta insan sözcüğünü kullanmıyorlar, numara diye hitap ediyorlar.) D-503 gibi binlerce numara "TEK DEVLET" adı verilen bir devlette yaşamaktadırlar. Tek Devlet'i ise, İyilikçi adında bir insan yönetmektedir.
Bütün numaralar topluğu, İyilikçi'nin koyduğu, bize göre aşırı akılalmaz gelen, kurallara uymakta, karşı gelmemekte, "sen" "ben" gibi bencil ifadeler kullanmamakta ve bunun yerine kitabın ismini aldığı "BİZ", kullanmakta, duygusal düşüncelere ve duygulara sahip olmamaktadırlar.
Bu kurallardan bazıları; "Yeşil Duvar" ile örülmüş devletin sınırlarından çıkmamak, hiçbir uyuşturucu madde ve tütün kullanmamak, saat 22.30'da uyuyor vaziyette olmak ve asla sokaklarda bulunmamak, yeteneğin olan işi yapmak zorunluluğunda olmak(tamamen iyilikçi ve tek devlet adına hizmet etmek şartıyla), özgür bir biçimde dilediğin kişiyle dilediğin zaman dilediğin yerde dilediğin kadar cinsel münasebette bulunmamak, en sık 2 günde 1, daha önceden numarasını devlet tarafından üzerine kaydettirdiğin bir karşı cinsle saat 21.00-22.30 aralarında cinsel birliktelik yaşayabilmek vs...
Karakterimiz D-503, başlarda bu kuralları ve yeni sistemi, Tek Devlet'i sonuna kadar destekliyor, savunuyor. Tarih öncesi dediği, yani bizim dönemimizden bahsettiği, dönemlerin yönetim sistemlerini yeriyor ve bir türlü bu özgürlüğümüze anlam veremiyor.
D-503, numarası üzerinde kayıtlı olmayan ve başlarda nefret duygusunu hissettiği bir kadın numara olan Devrimci I-330'a olan aşkıyla, o dönemin en büyük hastalığına, yani bir ruha sahip oluyor. Sevdiği ve savunduğu yönetim ile aşkı arasında kalan ve istisnai bir biçimde iptidai bir kalbe sahip olan D-503, zamanla bu kararsızlık içerisinde delirmeye başlıyor.

ESER HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİM/GÖRÜŞLERİM

Rus yazar Yevgeni Zamyatin, bu eserinde dönemin Sovyet Rusyası'nı ezber bozan bir eserle oldukça etkili bir biçimde eleştirmiş ki, bu eseri yazar Zamyatin hayattayken Rusya'da sattırılmamış. Dönemin Sovyet Rusyası'nda sosyal ve ideolojik düzeni içerisinde mevcut sistemin karşıtı olan devrimci kişiliğini Zamyatin, benzer bir entropik düzen içerisinde ki kitabın ana karakteri D-503'le bizlere ve bütün dünyaya yansıtmak istemiş. Kitabı açıkçası çok rahat bir dönemimde okumadığım için istediğim kadar verim alamadım ama aldığım kadarıyla, düşünce açısından bana çok şey kattığını söyleyebilirim.

Sara Acı, Test'i inceledi.
 19 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap fuarından %50 indirimle almıştım kendisini. Keşke serinin devamını da alsaydım diyorum şimdi... Kitabın konusuna gelirsek aslında diğer incelemelerde de sıkça belirtildiği gibi Açlık Oyunları'na bayağı bir benziyor. Savaş sonrası kolonilere ayrılmış bir devletin üniversite sınavını konu alıyor. Bu savaş sonrası ülkenin başına geçecek kişilerin seçilmesi için kolonilerdeki mezunları 4 etaptan oluşan bir teste tabi tutuyor. Baş karakterimiz Cia ise uzun zamandır mezunlarının teste katılmadığı bir koloniden geliyor.
Konudan kısaca bahsettiğime göre kitapla ilgili eleştirime geleyim. Öncelikle konu olarak çok özgün olduğunu söylemem tabiki fakat distopya seven, okuyan biri olarak bu tarz konuların sıkça tekrarlandığının farkındalığıyla başladım kitaba. Sıkılmadan, yazılı haftam olmasına rağmen 2 günde okuyup bitirdim. Devam kitabını almadığıma pişman oldum çünkü aklımdaki soru işaretlerinin tamamı diğer kitaba kaldı. Sevdiğim bir çok şey vardı tabiki ama sevmediğim veya daha farklı olmasını istediğim yerler de oldu.
Bu paragraf spoiler içerecektir uyarımı yaptıktan sonra, sevmediğim yerlere geleyim. Öncelikle babası bas bas kimseye güvenme dedikten bir gün sonra Cia'nın Tomas'a koşulsuz güvenip kameralardan ve babasının rüyalarından bahsetmesi... Hatta ben bile babasının öğüdünü daha ciddiye almış olacağım ki, Tomas'ın Cia'ya her an ihanet edebileceği düşüncesiyle çevirdim sayfaları. Cia karakterinin çok ilahi görüşlere sahip olması da dikkatten kaçmıyor tabiki. Daha yeni liseden mezun olmuş birinin testin ilk üç etabındaki uzman görüşlerinden tut bütün hileleri ve olabilecek her kötülüğü tahmin etmesi... Kızın tek hatası Will'e güvenmek oldu herhalde bütün kitap boyunca. Yazara soruyorum, ablacım abartmadın mı sence de? Cia karakterinin Allah'tan vahiy alıyormuşcasına her şeyi bilmesi çok can sıkıcıydı. Tomas'la aşkları da çok vasat başladı yani ne yalan söyleyeyim. Teste seçildikleri gün birbirlerini gördüler, araçta flörtleştiler, aşkları hemen filizlendi tabii, biz de öğreniyoruz ki meğer bunlar geçen seneden beri yanıklarmış birbirlerine, Tomas okulun yakışıklısı herkes tarafından beğenilen çocuğu Cia'dan başkasını gözü görmemiş bir sene boyunca... Ha aynen ondan ablası. Zorlama olmuş yani. Keşke diyorum etaplarda başlasaydı bu hoşlanma, orada yeşerseydi aşk ve o saçma "bir sene önce dans ettik baloda" mevzusu hiç olmasaydı. İlk üç etaptan çok az bahsedildi, olaylar arkamızdan atlı koşturuyormuş gibi işlendi. Etaplarda insanlar ölmeye başladı, tanıklar buna hiç tepki vermedi. Etap sonrası toplandıkları yemekhanede ilk defa biri öldükten sonra bile kimse korkup şaşırmadı çok olağanmış gibi devam ettiler. Bu kadar da olmaz be ablacım, bunlar 18 yaşındalar bu kadar korkusuz olmaları normal mi? Son olarak da Cia hakkında tek bildiğimiz küçük bir koloniden seçildiğiyken bir anda 4.etapta dışarıdan yardım yağmaya başladı Cia'ya. Kısaca hızlı işlendi önemli noktalar, olmayan tarafı bu kanımca.
İkinci kitabı alacağım yakında. Umarım hatalar telafi edilmiştir ve kafamdaki soru işaretlerini giderebilir.

Serdar Glmz, Ütopya Edebiyatı'ı inceledi.
Dün 14:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu kütüphanesi ile İş Bankası Kültür Yayınlarının ortak çalılmaları sonucunda basılan bu kitap Cambridge Edebiyat Araştırmaları kapsamında yer alıyor.
Kitap Thomas More'un Ütopya kitabını merkezine alıp tarih boyunca Ütopya kavramının edebiyat başta olmak üzere diğer sanat dallarıyla ilişkisini inceliyor. Ütopya kavramının edebiyattaki evrimini incelerken distopya türünün doğuşuna da değiniyor.

Büşra Şahin, Demir Ökçe'yi inceledi.
Dün 14:22 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Okuduğum birçok distopya kitaptan en az etkilendiğim oldu. Belki siyasi yönü ağırdı o yüzden bilmiyorum ama çok heyecanlı okuyamadım. Fakat yazıldığı yıl için değerlendirecek olursam kesinlikle yazarın öngörüleri muhteşem. Benim gibi distopya severlerin okuması gerek.

Gülhan Aşanboğa, Fahrenheit 451'i inceledi.
21 May 21:43 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Okuduğum en akıcı distopya kitabı oldu. Kitap o kadar akıcı ki ağır ağır okumama rağmen hemen bitti. Kitabın tadı damağımda kaldı. Bir de kitabın yarısına gelince üniversite film atölyesinde yarıda bırakıp kaçtığım bir film vardı meğerse o fahrenheit 451'in film haliymiş. Filmini izlemeyin kitabını okuyun kesinlikle.
Kitap konusuna gelirsek kitapların tehlike olarak görülüp yakıldığı bir gelecek anlatılmış. Baş karakter de itfaiyecidir. Kitapları yakan itfaiyeciyken hayatı komşu kızı tarafından değişir. Kitapları korumak için yaptığı mücadeleler anlatılır. Harika bir kitap. Mutlaka okuma listenize ekleyin...

Murat AK, Fahrenheit 451'i inceledi.
21 May 18:23 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, distopya türünden hoşlanan okurların zaten okuduğu, okumadıysa da yolunun mutlaka kesişeceği bir eser Fahrenheit 451. Tıpkı 1981'de olduğu gibi "insanlara mutluluk pazarlayan, düşünce özgürlüğünün hayal olduğu, adeta ulusun uyuşturulduğu bir evren" yaratmış yazar. Bu korkunç ve insan duygularının yok sayıldığı karanlık atmosferi benzerlerinden farklı kılan ve kitabın adının da içinde saklı olduğu husus ise kitapların değil okumak, evde bulundurulmasının bile yasak olması. Kitapların insanlığın ortak hafızası olduğu düşünüldüğünde bu eylemin sonuçlarının ne kadar trajik ve ürpertici olacağı aşikârdır. Velhasılı bu türde, 1981 ve Mülksüzler'den beri böylesine beni kendisine bağlayan, bir solukta okuduğum bir kitap olmadı. Tavsiye eder miyim? Kesinlikle...

Ece, Cam Kılıç'ı inceledi.
21 May 02:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bazı yerlerinde çığlık atmak isteyeceğim bir kitap oldu. Sıkıntıdan. Bana ağır bir distopya gibi geldi. Arada Mare'in egoistliği ve kendini abartması sinirimi bozdu. Yine de kendini okutan bir kitap. Sonu özellikle yüreğimi burktu. Bir de Shade'in ölümü.

Tc Kemal Cengiz, Biz'i inceledi.
20 May 14:46 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Birćok yazarın ilham aldığı bir eseri okumak büyük keyifti.kullanılan cümle ve kelimeler itibari ile okuması biraz zordu.tek devletin,tek dünyanın iktidara sonsuz güvenin sonućları ve nedenleri konusunda uyarıcı bilgilerin olduģunu söylemeliyim.gelecekte olabileceklerin varsayımlarını yapan kitabımız bu akımın öncülerinden sayılır.eğer ki distopya tarzı kitapları seviyorsanız bu atası sayılabilecek kitabı okumalısınız.

Merveyr, bir alıntı ekledi.
20 May 13:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Neydim ki bu kadar sevilmeyecek? Ben birinin her şeyiydim, yetmez miydi?

Distopya Dergi Sayı 1, Komisyon (Sayfa 20)Distopya Dergi Sayı 1, Komisyon (Sayfa 20)
Merveyr, bir alıntı ekledi.
20 May 13:22 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Affet beni, daha varlığına doymamıştım, nasıl doyarım yokluğuna

Distopya Dergi Sayı 1, Komisyon (Sayfa 16)Distopya Dergi Sayı 1, Komisyon (Sayfa 16)