Güzelsoy
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:53
Bazı insanlara bazı soy adları boşuna verilmiyor sanırım.. İsmail Güzelsoy da bunlardan biri benim nazarımda.. Belki tamamen mesnetsiz bir tesadüftür bu soy adını almaları velakin öyle bir soy adı ki bu soy Kars yöresinin sözlü kültürünü yüz yıllar boyu seslendirmiş besbelli.. Anlatılar, hikayeler, meseller kulaktan kulağa, kulaktan hikayeye, kulaktan rüyalara geçmiş ve bu güzel soydan günümüze kadar ulaşmışlar.. Yazar o seslendirmeleri almış güzelce mayalamış ve çok tatlı çok lezzetli ruh doyurucu hikayelere çevirmiş.. Değmezi okuyup çarpılmıştım Hatırla ile o elektriğe ikinci kez çarpıldım.. Nefis kurgu, şahane örgü, üstüne uzun uzun düşünülmüş incelikli karakterler, karakterlerin tarihsel bağları, karakterlerin zamansal evrimleri, çoklu anlatım hepsi ayrı ayrı keyifli.. İhsan Oktay Anar sevenler, tarihsel kurgu sevenler, güçlü kadın karakter sevenler, çoklu anlatıcı sevenler, efsun, büyü, zaman yolculuğu, fantazi, distopya sevenlere hepsinden azar azar mevcut bu lezzetli karışımda.. Bu bir üçleme, ben yanlış yoldan yürümüşüm ama ilk adımı doğru attığım için çok zorlanmadım.. Üçleme Değmez-Gölge-Hatırla şeklinde imiş ben Değmez'den sonra Hatırla'yı okuyarak düğmeleri yanlış ilikledim ama çok da zorluk çekmedim çünkü kitap bağıntıları, göndermeler çok fazla değil.. Ama siz yine de okuyacaksanız doğru sırayı takip edin.. İsmail Güzelsoy röportajlarına bakılırsa Fenni Sihirler Serisi üçleme olarak da kalmayacakmış, sevenlerine mutlulukla duyurulur..
Hatırlaİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2018464 okunma
8/10
·168 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:13
Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan okuduğum ilk kitap Kesik Baş oldu. Açıkçası kitaba başlarken klasik bir polisiye okuyacağımı düşünüyordum. Evet, ortada bir cinayet ve çözülmesi gereken bir gizem var ama kitap bana bundan daha fazlasını verdi. En çok hoşuma giden şey, olayların arkasında dönemin insanlarını ve toplum yapısını görebilmek oldu. Cinayetin kendisinden çok insanların düşünce biçimleri, tepkileri ve yazarın satır aralarına serpiştirdiği gözlemler ilgimi çekti. Kısa olduğu için hızlı ilerleyen bir kitap. Merak duygusunu da son sayfalara kadar koruyor. Her Türk edebiyatı okuduğumda yazarlarımıza hayran kalıyorum. Hüseyin Rahmi gibi ilk kez okuduğum bir yazarsa hayranlığım iki kat artıyor ve neden bu yazarların abartılmadığını düşünüyorum.
Edebiyat
Kesik BaşHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025604 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyük Birader'i Sevdi
9/10
·328 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:44
Nineteen Eighty-Four, totaliter bir devletin mutlak denetimi altında yaşayan Winston Smith'in hikâyesini anlatır. Okyanusya adlı ülkede iktidardaki Parti, insanların yalnızca davranışlarını değil düşüncelerini de kontrol eder; tarih sürekli yeniden yazılır, gerçekler değiştirilir ve herkes Büyük Birader tarafından gözetlenir. Winston bu düzene karşı içten içe başkaldırmaya başlar ve Julia ile yasak bir ilişki yaşar, ancak rejimin baskıcı gücü karşısında özgürlüğü ve gerçeği korumanın ne kadar zor olduğunu acı biçimde öğrenir. Roman; propaganda, sansür, gözetim, düşünce özgürlüğü ve iktidarın birey üzerindeki etkileri gibi temaları işler.
1984George Orwell · Saga Yayıncılık · 2026200,3bin okunma
Puan vermedi
Anthony Burgess'in Otomatik Portakal adlı romanı, ilk bakışta şiddet ve suç üzerine kurulmuş bir hikâye gibi görünse de aslında özgür irade, ahlak ve devlet kontrolü gibi daha derin konuları ele alan bir distopyadır. Romanın başkahramanı Alex, arkadaşlarıyla birlikte çeşitli suçlar işleyen genç bir karakterdir. Yakalandıktan sonra devlet tarafından uygulanan deneysel bir yöntemle suç işlemeye karşı şartlandırılır ve yeniden topluma kazandırılmaya çalışılır. Kitapta beni en çok düşündüren konu, bir insanın gerçekten iyi olmasının ne anlama geldiğiydi. Alex'in uygulanan tedavi sonrasında kötülük yapamaz hâle gelmesi ilk başta olumlu gibi görünse de bunu kendi isteğiyle yapmaması dikkat çekiciydi. Bu yüzden roman boyunca iyiliğin bir seçim olup olmadığı sorusu aklımda kaldı. Kitabı bitirdiğimde bile bu konu üzerine düşünmeye devam ettim. Eserde kullanılan "Nadsat" adlı argo dil başlangıçta okumayı zorlaştırdı. Bazı bölümlerde olayları tam anlayabilmek için cümleleri tekrar okumam gerekti. Fakat ilerledikçe bu dile alıştım ve bunun kitabın atmosferine önemli bir katkı sağladı. Bu yönüyle roman diğer okuduğum kitaplardan farklı bir his verdi. Alex karakteri de kitap boyunca dikkatimi çeken yönlerden biri oldu. İşlediği suçlar nedeniyle çoğu zaman ona karşı olumsuz duygular hissettim. Ancak yaşadıkları ve maruz kaldığı yöntemler, özgürlük ve seçim hakkı üzerine düşünmeme neden oldu. Bu yüzden karaktere sadece iyi ya da kötü demenin zor olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak Otomatik Portakal, sadece suç işleyen bir gencin hikâyesini anlatan bir roman değildir. Kitap boyunca insanın seçimleri, devletin birey üzerindeki etkisi ve iyi-kötü kavramları sorgulanmaktadır. Bazı bölümlerini anlamak zor olsa da okuduktan sonra üzerinde düşündüren bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Roman-Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
1984
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
1984 | İnceleme Bu kitap bir kurgu ama okudukça gerçek gibi hissettiriyor. Sürekli izlenen bir toplum, düşüncenin bile suç olduğu bir düzen… Özgürlüğün ne kadar değerli olduğunu sert bir şekilde anlatıyor. “Özgürlük, iki kere ikinin dört ettiğini söyleyebilmektir.” Okuması zor değil, ama etkisi ağır.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
6/10
·144 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:06
Bu kitap bir kara mizah kitabı. Seveni de çok sevmeyeni de. Kitap hakkında hem bir sürü kötü yorum okudum hem de iyi yorum. Ben bir kısım dışında beğendim diyebilirim. Kitaptaki dünya epey karamsar. İnsanlar akın akın intihar ediyor. İntihar Dükkanı’nın sahibi olan Tuvache ailesi de müşterilerine acısız zehirler, paslı jiletler, dayanıklı urganlar, hara kiri malzemeleri ve daha bir çok ölüm yolları satıyor. Evdeki herkes (büyük çocuk Vincent ki adını Vincent Van Gogh’dan almış ve depresif kız kardeş Marilyn ki adını Marilyn Monroe’dan almış) bu karanlık işe uygun; ta ki Alan( Adını Alan Turing’den almış.) doğana kadar. Alan, ailenin genetik melankolisine meydan okurcasına dünyaya güler yüzle, iyimserlikle ve bitmek bilmeyen bir yaşama sevinciyle gözlerini açıyor. Alan büyüdükçe, dükkandaki ölüm tezgâhını bir "yaşam" merkezine dönüştürmek için gizli bir savaşa girişiyor. Görevini başarıyla yerine getirince de… O karamsar dünyanın nasıl iyimser bir dünyaya dönüştüğünü okumak isterseniz şimdiden keyifli okumalar. Gerçekten keyifli bir kitaptı. Beni sadece kitaptaki Unutulmuş Dinler Sitesi rahatsız etti. Gerçi şu anki dünyadan bahsetmiyor muhtemelen. Distopya. Yine de olmasaydı da olurdu.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma