Tabiat her saniye katliamla meşgul bir kaygısız. O, bir insanla bir böceğin ölümlerinde fark göz etmiyor. Bir ölü yerine bin hayat fışkırtmak kuvvetindeki bu dinamik organizma makinesi, doğurduklarını çiğneyip geçiyor. Hayatın ilk sermayesi, düşünenleri utandıracak değersiz bir bollukta. Hayat, dengesini ölümde buluyor. Doğum olmazsa ölüm olmaz. Ölüm olmazsa doğum olmaz.
Din, âdet ve gelenek dışında barbarca cenaze kaldırışta şeklen bir başkalık varsa da gerçekte sonuç hep birdir. Altın buhurluklardan tüten kokular, mübarek ağızlardan yükselen dualarla götürülen cesetler hep aynı toprağa gömülüyor. Her iki kadavrada aynı tabiatın malı, dolayısıyla aynı kanuna tabidir. Tantanayla kaldırılanların ruhları, fakirce defnedilenlerinkinden başka bir yere gitmez.