Bir polisiye romanı ilk defa okumuyorum ama niye bilmiyorum bu kitabı okurken rahatsızlık duydum. Hüseyin Rahmi'nin kalemine çok aşina biri olarak, yazdıklarında insanları ürkütmesi ilk değil ama bu kez okurken tüylerim diken diken oldu ve hiç keyifli değildi.. ama kitabı beğendim elbette, gelin birlikte bakalım yaşananlara.
Yazacaklarım kitabın açıklamasında da mevcut özellikle bir şey belirtmeyeceğim ama SPOILER olabilir demedi demeyin sonra.
Kesik Baş, sadece bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda dönemin toplumsal yapısına, batıl inançlara ve insan psikolojisine dair güçlü bir eleştiri. Yazar, bizi sadece bir cinayet ya da ürkünç bir olay örgüsüne değil, aklı ve hurafe arasında sıkışmış insanların dünyasına götürüyor. Romanın merkezinde bir adamın kesik bir başla yaşadığı ürkütücü deneyim yer alıyor. Daha doğrusu olay böyle başlıyor ve sonra gelişiyor haddinden fazla da dallanıp budaklanıyor. Anlatımı merak uyandıran ve gayet sürükleyici, ama bazen de insan irkiliyor. Çünkü bu hikâyede doğaüstü gibi duran olayların arkasında, aslında çok dünyevi gerçekler var. Tabikide insanoğlunun olduğu yerde türlü şeytanlıklar her zaman olduğu gibi baş gösteriyor.
Kötülük, insan yaşamının hep kıyısında dolanan ama asla tamamen uzaklaştıramadığımız bir gölge. Ahlak ve maneviyat, bu gölgeyle baş etmenin yollarını ararken aslında bize insan olmanın karmaşıklığını da gösteriyor. Her birimiz, iyiliği yüceltirken bile içimizdeki karanlıkla yüzleşiyoruz. Kıskançlık, öfke, kibir, nefret… Bunlar sadece “kötü” insanlar için değil, tüm insanlık için tanıdık duygulardır. Ama ahlak, bu duygularla ne yaptığımızı belirler. Onlara teslim mi olacağız, yoksa onları dönüştürmenin yolunu mu bulacağız? Kitabın ana teması bu konu üzerinde yoğunlaşıyor diyebiliriz. Özellikle kitabın sonlarına doğru