Öyle bir gelişle gelmiş ki, O(s.a.v) gelene kadar yerler göklerden bir şeyler beklerken, O'nun (s.a.v) gelişiyle gökler yerlerden bir şeyler beklemeye başladı. Evet, Efendimizden (s.a.v) beklenen o şey tüm insanlığa yetişmesiydi. Dermansız dertlere derman, küfürden katılaşmış yüreklere imân yetiştirmesi...
Meslekleri ve meşrepleri ne olursa olsun güzel insan olmayı başarabilen her insan biraz da olsa mavidir aslında. Huzur verir girdiği her ortama. İşte Efendimiz Aleyhisselâm da böyle gelmiş tüm insanlığa. Simsiyah bulutların kapladığı o coğrafyaya güneş gibi doğmuş ve mavi gökyüzünü açtırmış mazlumların katında..
Bazı insanlar mavi gibidir, huzur veren bir yanları vardı. Dünyadaki bunca zulme, kötülüğe, kine karşılık bi insanların, bir çocuğun ayağına taş değse gönüllerinin incinmesi, dışarda aç susuz kalmış bir hayvan gördüklerinde vicdanlarının sızlaması, uğurböceği ile hamam böceklerini aynı oranda sevmeleri, canlıya canlı olduğu için değer vermeleri, masumiyetleri, samimi sevgileri, gülücükleri biraz da olsa nefes almamızı sağlıyor bu dünyada.
İhlas, yapılan bir şeyi, Allah emretti diye yapmaktır, yani kul o kadar samimidir ki, Allah namaz kıl diye emrettiyse onun için başka bir söze gerek yoktur..