Dolmuştayım; oturduğum koltukta kafamı sağa çevirmiş dışarıyı izliyorum. Bomboş gözlerle dışarıyı izlerken arkamdan gelen konuşma sesiyle dikkatim oraya çekiliyor. En başta arkamda telefonla konuşan kadının ne kadar güzel bir ses tonu olduğunu ve çok doğal bir diksiyona sahip olduğunu düşünüyorum. Daha sonra, o ses başka biriyle bağdaşmaya başlıyor kafamın içinde. Ses birden değişti sanki, o konuşmaya başladı. Dikkatle tüm kelimeleri dinliyorum; ses tonunun sakinliği, kelimeleri çıkarış şekli, bahsettiği konular ve soru soru sorarken sesinin incelmesi…
Arkamda gerçekten onun oturduğunu düşünüyorum. İmkansız geliyor: “Burada ne işi olur ki? O değil.” Diyorum. O olmadığını biliyorum içten içe ama, arkamdaki o diyesim geliyor. Sonra ayaklanıyor ve kapıya ilerliyor. Önüme geçince bakıyorum ve onun olmadığından emin oluyorum artık. Aşağı iniyor ve gözden kaybolana kadar onu izliyorum. Onu ne kadar unuttuğumu fark ediyorum. Aylarca sesini duymamışım ama aslında ne kadar da ezberlemişim onu diye düşündüm. Sen benim hayatımı bu kadar etkiledin mi gerçekten? Başkasını sana benzetecek kadar?