Global bir trajediyi öğrenince ne kadar manevi huzursuzluk yaşıyorsunuz?
Ayna nöronlarınız ne kadar gelişmiş? Sosyal anksiyete olduğunuzu ne zaman fark ettiniz? Toplum tarafından yargılanma korkusu sizi ne derece kısıtladı? Kendinizde olan ruhsal sorunların sebebinin birçoğunun küçük yaşta yaşadığınız travmalardan dolayı olduğunu fark edince, içinizdeki çocuğu ne kadar iyi yetiştirebildiniz? Ve kendi çocuğunuzu iyi yetiştireceğinize ne kadar eminsiniz? Ki soyunu devam ettirme isteği atalarımızdan kalan yanlış alışkanlıklardan birisi değil midir? En azından bu çağ için öyle düşünüyorum, Mutualist ilişkilerin insanların birbirini hızla tüketmesini sağladığı bir çağ bu.
Çevresinde aptal insanlar barındıran kişilerin Narsist kişilik bozukluğu yaşadığını düşündüğüm bir teorim vardı, bunun çevre ile alakalı olmadığını yakın zamanda fark ettim, çevre psikolojik sorunlarda her zaman bir etkendir elbette, fakat daha büyük etken karakteri şekillendiren perspektiftir. Kahlo'nun, Kafka'nın, Edvard Munch'un kendini sanat ile ayakta tutarken, Van Gogh'un Camus'un kendini sanat ile öldürmesi gibi...