İstediğim zaman istediğim yere gidebilirdim.
Ben kavga etmeyi seçtim.
Hainlere, katillere, çetelere ve düşmanlara karşı
Ben kalmayı kavgayı seçtim.
Beni sakın eleştirme.
Var git istediğin hayata!
Ben işçi sınıfının bir neferiyim.
Seçtiğin kişide buydu.
Gittiğin kişide bu olacak.
Yine şiire sarıldım
Kaç yıl geçti bende bilemedim
Sanırım yine yalnış kişiye vuruldum
Neyse herkesin
Canı sağolsun
'Herkesin içindeki iyilik kadar
İyi günler dilerim'
Ben "yenildik" demem. Daha henüz "kazanamadık" diyorum. "Yenildik" demem çünkü henüz binleri milyonlara taşıyan yekpare halk direnişinin örgütsel bütünlüğünü oluşturamadık. Umut her yerdedir. Başınızı kaldırıp yürümeniz yeterlidir. İnanç, inat, azim, kararlılık ve öfke şarttır. Er ya da geç kazanacağız, mutlaka kazanacağız! Üreten halkımızın ellerinde tarihi yeniden en doğru tarafından işçi sınıfının mutlak devrimi ile başaracağız. Mutlaka, mutlaka ve mutlaka kazanacağız.
Anlamak yetmez. Değiştirme eylemi için irade de gerekir. Büyük bir ihtimal, yenilgi de mümkündür. Bu mücadeleyi kutlu kılan çaba göstermektir. Oysa ki öleceğini bile bile sefalete karşı bir direnç göstermemen ne kadar kötü. O kadar kötü ki, dönüp kendini görsen kederinden yok olursun.
Görüyor ve biliyorum ki olmayacak, fakat yine de olmak istiyorum. Yakınından geçmek, belki de bir çay içmek, iki kelam etmek. Bu nedir diye sordum şimdi kendime; sanırım bir ukde, sevgi tomurcuğu olsa gerek. İçgüdülerim hiç beni yanıltmadı. Bu ilk olsa şaşırmam. Er ya da geç olacak olan olacaktır. Nedir ona çeken, acıya bulanmış gözlerinin içindeki umut ışığı? O direniş, hayata tutunmak, hayatı sevmek ve onları bir arada tutan öfke. Öfkeden çok olan üzüntü...