Bütün öykülerin vardığı sonuç şudur: insan tek bir hayat yaşar, tek bir tane; dokunmuş olduğu ipliklerin seçilemediği keçeleşmiş battaniye misali, hayat tekdüzedir, kendiyle aynıdır
Her seferinde keyifle şöyle derdim: şimdi ferahladım, kilometreyi sıfırlıyorum, tahtayı siliyorum: yeni bir memlekete geldiğim günün ertesinde bu sıfır çoktan pek çok basamaklı bir rakama dönüşmüş olurdu ve göstergelere sığmazdı; insanlar, mekanlar, sevgiler, nefretler, yanlış adımlar tahtanın bir ucundan öteki ucundan öteki ucuna kadae uzar giderdi
çünkü bu biçimde arkamda sayısız geçmiş biriktirmekten başka bir şey yapmadım; geçmişlerimi çoğalttım; tek bir hayat bile peşimden sürükleyemeyeceğim kadar yoğun, dallı budaklı, karmaşık geliyorsa, siz bir de pek çok hayatı düşünün; her birinin kendi geçmişi vardı ve başka hayatların geçmişleri birbirine düğümleniyordu