Taze sıkılmış portakal suyunun tadı. Bir incir. Gördüğün bir çiçek. Müzik sesi. Yere vuran bir ışık demeti. Krdiler, köpekler, keçiler, kertenkeleler, yunuslar. Harrison fordun yüzü. Bunların hiçbirinin olmadığı bir gezegenden geldiğini düşünsene. Her şey nasıl da mucize gibi gelirdi. Karşınıza çıkan her şey bize nasıl da heyecan verirdi. Bir gün batımı resmine asla klişe gözüyle bakmazdık. Bağda bahçede yapılan sıradan bir yürüyüş ütopyaya dönüşürdü. Sıcak bir günde serin bir rüzgar estiğinde piyangoyu kazanmış gibi olurduk. Kuş şakımalarının her biri bize senfoni gibi gelirdi.