Zaten sizi tam değiştirmek niyetinde değilim! O zaman ikimizden biri lüzumsuz olur. Yalnız ufak tefek bazı tadilat lazım. Hiç olmazsa yaşayanlara karışmayın!
Fena alınmıştı. Bu kadar iyi başlayan bir gecenin böyle bitmesini hiç istememekle beraber geriye dönmem de imkansızdı. - Hangi şartlar altında sizi tanıdığımı pekala biliyorsunuz!..
diye cevap verdim.
- Evet, onu biliyorum. Zaten siz de saklamadınız. Bir huyunuz
var, hiçbir şeyi saklamıyorsunuz. Hakikat şu, değil mi aziz dostum, biraz refaha kavuşunca eski dünyanız içinizde tepmeğe başladı. Fedakarlığı lüzumsuz ve fazla buluyorsunuz!
Aziz dostum, dedi, zavallı aziz dostum! Yahut zavallı ben!
Çünkü asıl zavallı olan benim bu işte. Bir türlü size iyi niyetimi
anlatamıyorum. Beni bu kadarcık olsun anlamalıydınız! Size rol
filan yaptıran yok. Emrivaki de yok. Sadece hürmet eden, inanan
insan var.
Nevzat Hanım'ı üstün bir sanat eseri yapan bu tebessüm,
hakikatte, Ekrem Bey'in istediği gibi bütün meselelerini halletmiş, maddesinin ötesine geçmiş, orda gözümüzün önünde bir yıldız uzaklığıyla parlayan bir ruhun saltanatı değildi. Onun arkasında türlü tehdit ve ıstırap içinde yaşayan, sıkışmış bir insanın biçareIiği vardı. İşte Ekrem, şimdi hiç fark etmediği bu biçareliği görüyordu.