Yalan da olsa bir ümide tutunup yaşamak mı daha kolay yoksa acı hakikatle yüzleşip yola devam etmek mi? Seneler boyunca senin akıbetin konusunda onların dediklerine değil kendi kalbimin sesine kulak vermiştim. Şimdi yazdıkça anlıyorum ki kalbim bana hep inanmak istediklerimi söylemiş galiba.
Bazen içimde bir yer, bana bile yabancı bir yer kararmaya başlıyor. Bütün dünya bana diyarı gurbet oluyor. Sanki hiçbir yere ait değilmişim, olamamışım gibi. Başkalarının o “delilik” dedikleri şey bu mu dersin? Neremde yaşıyor neremde uyuyor, neremde uyanıyor bir bilsem. Çekip atabilsem onu içimden. Bu duygu sanki dişlerini etime geçirmiş kocaman bir tenya. Söküp atmak istiyorum onu.
Ben insanı insan gibi kabul ettim. Büyük manalar yüklemedim. Etten kandan olup da en nihayetinde çürüyecek, yok olacak bir varlığın neresi ulvi olabilir ki şu zeytin ağaçlarının yanında? Ben insanı insan gibi kabul ettim ve kötüydü insan. Bunu hep bildim. Ben bu kötülüğe hiç bulaşmadan, onun yanından yöresinden geçmeyi, kaçmayı tercih ettim.