Hava resmen insanların acısını yansıtıyordu, böyle kasvetli. Eylül'de biraz böyle kapalı olur sonra düzelirdi hava İstanbul'da. O süreçte uzun bir müddet hava hep kara bulutlu kaldı; insanın içini acıtan bir hava vardı, sanki o şiddete maruz kalacak insanların yasını tutar gibi, bir ironisi vardı havanın.
Biz kendi aramızdaki pisliği temizleyemeden insanlardan bir şey bekleyemeyiz. İçimizde öyle çirkin taraflar var ki; hasetlik, fesatlık, kuyusunu kazma, aşağı çekme...
... kelle koltukta hayatı devam ettirmek zorundaydık: Çünkü ev sahibi darbeden anlamaz, elektrik darbeden anlamaz, ekmek, su darbeden anlamaz, ondan sonracığıma, diğer giderlerin, kuaför darbe oldu anlamaz, bunların hepsi parayla dönen şeyler, bakkalına, kasabına, kirana, ekmeğine, kıyafetine, aa bugün darbe oldu beni idare edin, diyemezsin.
Şimdi nasıl dejenereyse insan, o zaman da aynı dejenerelik vardı. İnsanoğlu hep dejeneredir. Dincisi de papazı da hocası da akademisyeni de... Yani ne olursa olsun... "Sen okudun adam oldun." Ama okumakla adam olunmaz. Önce insan olması çok önemli. Adam nasıl olsa olur...