Hayvanların daha özel eylemleri bile çevreyi değiştiren, faaliyetlerdir. En basit canlılar besinlerinin yüzerek içlerine girmesini bekler. Daha karmaşık canlılar ise besinlerini kovalar, yakalar ve çiğnerler. Bunu yaparken çevreyi kendi amaçları doğrultusunda dönüştürürler.
...
Şimdi söyle bir tez ileri süreceğim: Çevreye yönelik bu etkin saldırı üç yönlü bir itkiyle açklanır: 1) yaşamak 2) iyi yaşamak 3) daha iyi yaşamak.
Aslında yaşam sanatı ilkin hayatta olmak, ikinci olarak, tatmin edici bir şekilde hayatta olmak, üçüncü olarak
da tatmini artırmaktır... Aklın birincil işlevi çevreye yönelik saldııyı yönlendirmektir.
Aklın islevi yasam sanatını terh ettirmektir.
Bu tanımı yorumlarken öncelikle "en iyi uyum
sağlayanın hayatta kalması ifadesiyle ileri sürülen evrimci yanılgıya itiraz etmeliyim. Söz konusu yanılgı, varoluş mücadelesinde en iyi uyum sağlayanın hayatta kalabilmek için daha az uyum sağlayanı saf dışı ettiği kanaatinden
ileri gelmez.
...
Esasında yaşamın kendisi hayatta kalma değeri açısından nispeten eksiktir. Sürüp gitme sanatı, ölü olmaktır.
Bir kaya sekiz yüz milyon yıl boyunca varlığını sürdürür; oysa bir ağaç için yasam süresi yaklaşık bin yıl, bir insan ya da bir fil için yaklask elli veya yüz yıl, bir köpek için on iki yıl, bir böcekicin de yaklaşık bir yıldır.
Bu organizmaların, bu oyunu etraflarını saran kayalardan daha iyi oynadıkları için ortaya çıkmış olmadıkları kesindir.
Birçok bilim insanı hayvan faaliyetlerinin hiçbir amacla güdülenmediği kanaatinin doğruluğunu kanıtlamak amacıyla, sabırla deneyler tasarlamıştır. Belki de işten arta kalan zamanlarını insanların da diğer hayvanlar gibi olduğunu dolayısıyla (kendi faalivetleri de dahil) bedensel faaliyetleri açıklamak icin "amaç" kategorisinin ilgisiz olduğunu kanıtlayacak makaleler yazmaya ayırmışlardır. Amaçları olmadığını kanıtlamak amacıyla hareket eden bilim insanları ilginç bir araştırma konusudur.