Solgun ve yorgun büyüdü neşem, çünkü ne kalbimden başka bir kalp kavramıştı sevecenliğini, ne de başka dudaklar öpmüştü dudaklarından.
Böylece öldü neşem yalnızlıktan.
Bana mı benziyorsun, karanlık kalbimin çocuğu? Balta girmemiş düşüncelerimi mi olur, uçsuz bucaksız lisanımı mı konuşursun?
Evet, benim güzel ikizim, ey Gece;çünkü sen boşluğu ve ruhumu ortaya çıkarama on.
Yenilgi, yenilgim, ıssızlığım ve yalnızlığım.
Benim için binlerce zaferden çok daha değerlisin
Ve dünyanın tüm haşmetlerinden daha tatlısın.
Yenilgi, yenilgim, özbilgim ve isyankârlığım,
Senin sayende hâlâ genç ve hızlı olduğumu
Ve solmuş defnelerin tuzağına düşmediğimi
biliyorum.
Hem ben sende buldum yalnızlığı,
Dışlanmışlığın ve küçümsenmişliğin neşesini.
Yenilgi, yenilgim,parlayan kılıcım ve kalkanım,
Tahtta oturmanın esir edilmişlikten;
Anlaşılmanın indirgenmekten
Ve tıpkı olgunlaşmış bir meyvenin toprağa düşüp tüketilmesi gibi,
İdrak edilmenin olgunluğa ulaşmaktan ibaret
olduğunu
Senin gözlerinde okudum.