"Vahşi hayatta bir sabır vardır,hayatın kendisi gibi yorulmak bilmez bir ısrarcılıkla bir şeyin peşini bırakmayan azimdir,örümceğin bitmek bilmez saatler boyunca ağının başında beklemesini,yılanın halka halinde çöreklenip oturmasını,panterin pusuda hareketsiz durmasını sağlayan şey,bu sebattır,tuhaftır ama o anda henüz canlı olan besinini avlamak için bütün canlılığıyla peşinde koşan avcı da sahiptir bu sabra,işte yürüyüşünü geciktirdiği,genç erkeklerin huzursuz ettiği,dişilerini yarı büyümüş yavruları için kaygılandırdığı ve yaralı liderini çaresiz bir öfkeye sürüklediği geyik sürüsüne yapıştığı anda Buck'ın da içindeydi sabır."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Acımak,merhamet etmek zayıflıktı.Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu.Merhamet korku sanılırdı ve bu yanlış anlama,ölüm getirirdi.Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler,ya sen yersin ya da seni yerler,yasa buydu ve Zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck."
"Varoluşun zirvesini gösteren,hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hali vardır.Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme,esrime hali,insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir.Bu hayatı unutma hali sanatçıyı etkisine aldığında bir alev gibi ondan dışarı taşar,bir askeri etkisine aldığında o asker cephede savaş çılgınlığına kapılarak düşmanına en ufak merhamet göstermez.İşte o aynı kendinden geçme hali,sürünün başında,ayışığının altında,kaslarını sonuna kadar zorlayarak,önünde hızla kaçan canlı yiyeceği kadim kurt çığlıkları içinde kovalayan Buck'ı da etkisine aldı.Benliğinin derinliklerinin sesi,benliğinin kendinden de derin olan ve Zamanın dölyatağına kadar parçasının sesiydi,haykırdığı.Onu etkisi altına alan şey,içinde sonuna kadar yükselen hayattı,varoluşun o büyük dalgasıydı,kendini kaptırdığı şey,tek tek bir kasından,ekleminden ve sinirinden duyduğu mükemmel hazdı,hareket etmeyenin üzerinde ölü maddenin teninde kabına sığmayan bir sevinçle kendini hareket içinde ifade eden,parıldayan ve taşan ölüm karşıtıydı,ölüm olmayan her şeydi onun efendisi."
"Eski bir şarkıydı,soyun kendisi kadar eskiydi,gencecik bir dünyanın ilk şarkılarındandı ve şarkıların hüzünlü olduğu günlerden kalmaydı.Sayılamayacak kadar çok kuşağın acılarıyla dolu bu yakarışlar Buck'ta tuhaf bir heyecan ve dalgalanma yaratıyordu.Hayatın acılarına hıçkıra hıçkıra ağlarken vahşi atalarının acılarına feryat ediyor,soğuğun ve karanlığın korkusu ve gizemiyle inlerken,atalarının korkusunu ve gizemini dile getiriyordu.Onu ateş başında ve dam altında yaşadığı yıllardan çok gerilere,hayatın henüz taze bir başlangıç yaptığı uluma çağlarına götüren süreç tamamlanmıştı ki bu şarkı Buck'ın içine işliyordu."