Yasemin Çelik

Yasemin Çelik
15 Kasım 1995
394 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Bir insanın fiziki durumu ile bizim o insana karşı takındığımız tavır arasında büyük bir mesafe, zihni ve psikolojik bir mesafe var. Tavır, gerçekliğe tekabül etmiyor. Kendimize ve doğaya empoze ettiğimiz totaliter düzeni yansıtıyor sadece. Emin, içinde bulunduğu durumda herkes kadar güzel ve kendi türüne herkes kadar gerekli. Kimse kimseden üstün değil. Hepimiz gerçekten birbirimize muhtacız.
Sayfa 230·Kitabı okudu
Reklam
Bilgisayar oyunları oynayan gençlerin yüz ifadelerini inceleyin. Çok çok uzaklarda, kendilerine ait imkansız bir alemin sonsuz boşluğunda uçuşup durarak canavarları imha ediyorlar, uzay yaratıklarını yok ediyorlar, düşmanları öldürüyorlar, öldürüyorlar, öldürüyorlar, öldürüyorlar. Düğmeyle birlikte faaliyetlerimizin görünüşü de giderek özden koptu, öze yabancılaştı. Öyle bir noktaya geldik ki öz (yiyecek almak, bir senfoni çalmak ya da savaşmak) ne olursa olsun, görünüş (düğmeye basmak) hep aynı. Görünüşün, özden daha büyük, daha önemli olduğu bir noktaya vardık. Öz eğer hala varsa, insanın zihninde kaldı ancak.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Çok amaçlı yirminci yüzyıl insanında dürtü var, ama derinlik ve yoğunluk yok. Şunu satın almak, bunu başarmak, yeni bir deneyimden geçmek gibi hedeflerimiz var. Hedef ve amaçlarımız yüzünden, hayatı yaşamak yerine tüketiyoruz. Hayatla yekvücut değiliz artık. Hayatlarını belirli, sabit amaçlara indirgeyenler, hayatla yekvücut olmadan onun yüzeyine tutunma çabasındadırlar.
Sayfa 193·Kitabı okudu
İnsan insana ilişki kurmak yerine, giderek, amaçlarımız, mesleki etiketlerimiz ve profesyonel kişiliklerimiz aracılığıyla ilişki kuruyoruz birbirimizle. Bu ilişkinin niteliğini belirleyen temel, mesleki özdeşleşme tarafından zaten bastırılmış olan bireysel kişilikler değil, karşılıklı çıkardır. Mevcut toplum düzeni içindeki değerler, çıkarlar ve güç dengesi tarafından belirlenmiş "amaçlarımız" arasındaki yakınlıktır. İnsanlarla tanışıp karşılaşmaktan çok, faydacı anlaşmalar yapıyoruz. Daha "merhaba" dediğimiz anda, "Bu ilişkiden ne gibi bir fayda sağlayabilirim acaba? " düşüncesi geçer aklımızdan. İlişkiler, insanın evrensel "birlikteliği" üzerine kurulmaktan çok, kesin amaçlar üzerine inşa edilir.
Sayfa 188·Kitabı okudu
İnsanın karşısındakine duyduğu güven ve inancın eşlik ettiği bir uyuşmazlık neden olmasın? Görüş ayrılıkları ve uyuşmazlıklar neden karşıdakini reddetme anlamına gelsin? Yıllar yılı hemen hemen her konuda anlaşan iki insanın belirli bir konuda şiddetli bir uyuşmazlığa düşmesi neden bir felaket olarak görsün ve bu durum neden onların birbirlerini hiç tanımamış olduklarının belirtisi sayılsın?
Sayfa 179·Kitabı okudu
Reklam