* Anonimleştirme, belki de tüm dünyada geçerli tek yönetim şekliydi; seni kendi kimliğinden soyup kalabalığa, o kalabalığın içinde bir yüzsüzlüğe mahkûm ediyordu. Oysa o tekti.
* Uzak tanıdıklarınızın yüzü net gelir gözünüzün önüne ama sevdiklerinizin yüzü bir türlü tamamlanamaz. Çünkü gülüşleri, kaş çatışları, yüz ifadeleriyle tanırsınız onları; tek bir sabit resim olarak değil, binlerce anının toplamı olarak.
* İşkencecinin hedefi, kurbanında, kendine acıma duygusu uyandırmak. Oysa bu kor-kunç bir tuzak; insan kendini eleştirebilir, üzülebilir, yenilmiş hissedebilir, ama kendine acımak... Hayır, bu olmamalı. Insan kendine acımamalı. İşte işkenceciler bunu ister; ruhunu zayıflatıp seni kendi gölgene bağlamak.
* …düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen özgürlükten daha önemlidir. Özgürlük anarşinin kardeşi gibidir. Biri geldiğinde diğeri de peşinden gelir; tıpkı bir fırtınanın peşinden gelen yıkım gibi.