-"Neden kesiyorsun kendini?"
-"Bazen kendime öyle acıyorum, öyle utanıyorum ki hissettiklerimi somutlaştırmak istiyorum. Bazen de o kadar aşırı duygu yüklü oluyorum ki, hiçbir şey hissetmemek istiyorum, bunları uzaklaştırmaya yardımcı oluyor. Bazen de mutlu olduğumu fark edip olmamam gerektiğini kendime hatırlatıyorum."
Bir süre yasını tutacaklardı arkasından çünkü iyi insanlardı, iyilik timsaliydiler ve buna üzülüyordu, ama sonunda onsuz hayatlarının daha iyi olduğunu fark edeceklerdi. Ne kadar zamanlarını çalmış olduğunu görecek, nasıl bir hırsız olduğunu anlayacak, bütün enerjilerini ve ilgilerini sömürdüğünü, iliklerini kuruttuğunu göreceklerdi. Onu affedeceklerini, bu yaptığını bir nevi özür gibi algılayacaklarını umuyordu. Serbest bırakıyordu onları; insan en sevdiğine de bunu yapardı, bırakırdı gitsin.
Ona hiçbir şekilde zarar vermeyecek birinin yanında olmak yatıştırıcıydı, aklını susturabiliyor, uykuya dalabiliyordu. Minnettarlığı bir yana, bu kadar bağımlı ve zayıf olduğu için kendinden tiksiniyordu da. İhtiyaçlarının bir sonu yok muydu? Yıllar içinde kaç kişi yardım etmişti ona, neden etmişlerdi? Neden göz yummutu buna?
"Hiç değilse sessiz ağlamayı öğrenmişti, öyle yaptı; sessiz ağlamanın kötü yanı ise acı vermesi, çok dikkat gerektirmesiyde ve sonunda oyuncaklarını bırakmak zorunda kaldı."