Her insan zihninin elinde bir mahkum. İşte bu mahkumiyet nefesin sınırlandırılmasını da içeriyor. Ancak zihninin izin verdiği kadar nefes alabiliyorsun. Zihinden özgürleştiremedikçe nefesini, gerçekten nefes alması mümkün değil insanın.
Oysa o havalı terk edişlerde hep daha büyük bir şey arıyor insan, sanki arkandan bir ‘Dur!’ diyecek kişiyi, gücü veya gittiğin yerde seni alkışlayan gelişmeleri...