Her düşünce kişinin ruhunun iç yansımalarının , gelgitlerinin , derin iç çekişlerinin , zaman zaman çatışmalarının ve ideallerinin es(-e,-i)ridir . Aslında kendimi kendime anlatıyordum başkalarına anlatıyormuşcasına
Alttaki iletinin tam tersi olması da muhtemel , sonuçta hep başarısız olacak değiliz ya ! Eğer ben bir konuda iyiysem ve başarılıysam bunu sadece kendim mi bilmem gerekir yoksa başkaları da bilmesi gerekir mi ? Eğer başarılıysan zaten çevren görüyordur ve bunu onlar söylemen küstahça ve kendini beğenmişlik kisvesi altında hissetirebilir hatta hissetirir çünkü çoğunlukla başkalarının sevincine ortak değil kıskançlıkla imreniriz bu da hasetlik doğurur aynı zaman içten içe düşmanlık. Peki benim başarı gördüğüm şeyi onlar başarısızlık olarak görebilir mi ? Pekala bu da mümkündür. O halde itirafı yine kendimize yapmamız gerekiyor bu sefer başarımızı ve böylece içten içe kendimizi iyi de hissederiz . Yine geldik devrimizin çılgınlığına ben sevgisine , ama ne yapalım öyle değil mi ? Ben varsam herşey var ben yoksam hiçbirşey yok ( tabi her öznenin kendisi için de geçerli bu durum ).
Herhangi bir konuda yetersizsek bunu kendimize itiraf etmemiz gerekir mi ? Ben bu bu konuda başarısızım ya da şu şu konuda hiç bilgim yok , şunlar şu konuda daha iyi vs . Kendimize itiraf etmemiz bize yarar sağlar mı ? Yoksa kendimizi başarısızlığın en dibinde mi buluruz ? İtiraf etsek çok açık sözlü oluruz eğer bastırırsak da ne olduğumuzu ya da nerede olduğumuzu bilebilir miyiz ? İşin şu tarafı da var itirafı kendimize mi edicez başkasına mı . Çogu kişi başkasına eksiklerini itiraf edemez , bir konu , kavga oldu mu zeytinyağı gibi üste çıkar. Ama en önemlisi de kişinin kendine itirafıdır çünkü çoğunlukla kendimizle ve kendimiz aracılığıyla başkaları ile yaşarız .
En iyi konuşulabilir kişinin, yine kişinin kendi kendisidir . Fakat insan toplumda yaşıyor ve o sosyal bir varlık . O halde kişinin başkalarıyla da konuşması gerekmez mi ? Belki de en elzem ve zaruri durumlar içinde iletişime geçilebilir .Ya da en iyi ihtimalle kendi içinde bir dünya olmalı mıdır Montaignenin ileri sürdüğü gibi ? Schopenhauerin kirpi benzetmesindeki gibi de bir uzaklık ve yakınlık varsayamaz mı ?
Bir konu hakkında " konuşmak" yada "konuşabilmek" ne güzel birşey . Birisiyle konuşuyorsun sen bunu mu demek istiyorsun , kızgın bir şekilde sen ne demek istiyorsun diyor ya da senin düşünceni kendi düşüncesi içinde hemen parçalıyıveriyor. Veyahut düşüncesine o kadar çok sarılmış ki seni anlamıyor bile . Sen ona söylemeden kendi kafasında diğer aşamayı kuruyor bile senin fikrinden bağımsız şekilde . Düşüncenin kendi içinden yani senden ve benden çıkmasına , pınar gibi akmasına müsaade etmiyor kaldı ki onu boğuyor sanki o herkes tarafından ilan edilen günahkar keçi gibi.