İnsan olmak neydi bizler için yahut insani duygular ? Şimdiye kadar bize öğretilen aşk, sevgi, nefret, kin, ihtiras savaş mı yoksa huzur ve evrenle bütünleşmek mi ? Öyle ki insanoğlu birçok şeyi yanlış anlamış, yanlış yorumlamış ve maddeselliğe kaptırmıştır kendini bu dünyada. Köleleşmiştir. Biz başka insanları kendimize köle görürken aslında köle olan bizlermişiz de hiç anlayamamışız. Asıl acı olan da bu zaten, farkında olmak ve değiştirmemekten daha da acı olan şey hiç farkına varmamış olmaktır. Maddelerin dünyasında sıkışıp kalırken asıl benliği yaratan idealar dünyasını hiçe saymışız. Arzularımız için isteklerimiz için egolarımız için savaşırken barışı huzuru unutur hale gelmişiz. Nedir ki bizim bu dünyayla derdimiz. Varoluşumuzu sağlayan, bize can veren, gerçeklik dünyasının halkalarını oluşturan dünya ve içinde barındırdığı her canlıya yaptığımız bu büyük saygısızlık nedendir? Kendimizi dünyaya dahi hakim olmaya çalışırken aslında savrulup gidiyoruz bu dünyadan, her birimiz dünya üzerinde herhangi sıradan biri olduğumuzu düşünürken kendimizi toz kadar değersiz görürken, tozun dahi bu dünyada ne kadar değerli olduğunu anımsayamayışımız pek acı. Bize annemize babamıza saygı duymayı öğrettiler bizi dünyaya getirdiği için ama dünyaya, doğaya, canlının kendisine saygı duymayı öğretmediler. O kadar boyandı ki gözlerimiz materyallerle kendimize apayrı bir dünya oluşturduk bir hiçlik dünyası. Varlık dünyası varken neden hiçlik dünyası oluşturmayı seçtik oysa ki varlık dünyasında daha değerli daha özeliz. Hepimiz hemen her gün dış görünüşümüzün köleleri oluyor ve yeni şeyler almak takınmak daha daha olmak için uğraşıyoruz. Oysa asıl olan bu dünyaya verilmiş olan bir can ve ona sadece yoldaşlık eden bir bedendir. Bedenlerimiz ruhumuzu yaratıyor gibi davranmamız neden?