“Sevginin doğası böyledir,” dedi Vashet. “Onu tanımlamaya teşebbüs etmek insanı delirtir. Zaten şairleri durmaksızın bir şeyler karalamaya iten de budur. Biri sevgiyi bütünüyle kâğıda dökebilse diğerleri kalemlerini bırakacaktır. Ama bu mümkün değildir.”
Sonunda zavallı, işkence görmüş enstrümanımı sessiz bıraktım. Babamın uzun zaman önce ettiği bir söz gelmişti aklıma: “Şarkılar kendi saatlerini ve mevsimlerini seçerler. Ezgin cılızsa bunun bir sebebi vardır. Ezginin tonu yüreğinin mizacıdır ve çamurlu bir kuyudan temiz su çekemezsin. Tek yapabileceğin artıkların dibe çökmesini beklemektir. Yoksa sesin kırık bir çanınkinden farksız olur.”