Sofist ile filozofun, cahil ile alimin en temel farkı budur; birisi kavramlarla heyecan veren hayaller çizer, diğeri tasavvurlar üretir; birisi cümlelerle vecizeler yaratır; diğeri yargılar kurar. Birisi çölde dolaştırır; serabin yarattığı vahalarla oyalar; diğeri bir şehre/medineye ulaştırır; vâkıayla, hakikatle muhatap kılar.
"Bir tek şeyi iyice öğreniyorum," dedi. "Her zaman, her gün, hep aynı şeyi öğreniyorum. Başın dertteyse, canın yanmışsa, bir şeye ihtiyacın varsa. fakir insanlara git. Sana ancak onlar yardım eder.. yalnız onlar."
Ambarlar tıklım tıklım buğday doluyken fakirlerin çocukları raşitik büyüyordu. Yaralar çıkarıyor, pellagra hastalığına yakalanıyorlardı. Büyük şirketler açlıkla öfke arasındaki çizginin bıçak sırtı kadar incecik olduğunun farkında değildi. Ücret diye harcanabilecek paralar, gaza, tüfeğe, ispiyona, kara listelere, silah eğitimine harcanıyordu.