Sordu derviş bana sen kimsin diye. Bir kaşıkta yere düşen pilav tanesiyim dedim. Ziyani yok toprağın üstünde ki karıncanın nimetisin dedi. Sordu derviş dertin ne diye. Aklımı kalbime almak istiyorum dedim. Ziyani yok aklı kalbe kurban etmek ezelden beridir yaptığımız iş. Sordu bana derviş sual sormadan cevap ararsın dedi, bilmez misin ki ateş böceğiyiz biz, cevabın değil sorunun ışığında kurban ederiz kendimizi, sualımız dilimizde abdestini alıp sonra sorarız biz. Ya Hak ya Huu derviş dedim, ben bir tohumum Kerbalının umudunda yeşermek isterim, ben bir Sünniyim lakin Ceminizde dost olmak isterim buyur dedi derviş burası erenlerin sofrası, suyumuz kanımız kadar şereflidir dedi, sehpa da yetirdiğimiz Pirimiz, Şehid düşmüş Canımız, Biz Biriz, birimize bir ol dedi ey can. Neek
Anlamsizligin otesinde
Henuz cevabini bulamadığım 2 soru: Gerçek bir dost diye kime denir? Gercek mutluluk neye benzer?
Duygu ve Düşünce
Reklam
Bu merakım her iki cins için. Neden bir insan hayatında sevmediği yada hisler duymadığı biriyle olur ve onu ortada bırakır. Sorumluluk belli yapılması gerekenler belli niye bir insan birine böyle birşey yapar ve dost diye güvendiğiniz kişi onun tarafını tutar. Yaş aldıkça maalesef ki inanadığım tek doğru kan kussan kızılcık şerbeti içtim demek lazımmış. Kimse dost veya yar olmazmış. İnsan kullandığı insanı terk edermiş.
Dost, Sırtını Dayayacağın Kişidir, Ama kendini dayatacağın kişi değildir. Harun Yakarer
Keşke bizde kuşlar gibi uçabilseydik cennetimize. ne nahoşluk ne kötülük barınmasa idi kanatlarımızda. Bir zerre dahi şüphe götürmeseydik yüreğimize. yazılı olmazdı vefasızlık,nisyan,isyan avuçlarımızda. Müstakim bir yolunuz Kadim bir dostunuz Olsa idi. Kalmazdınız yolda Yaşamazdınız cefa. Yol nerede? Muttasıl. Dost nerede? Munfasıl.
“En büyük yanılgılardan biri insanlara güvenmek ve dostlara karşı fazla açılmaktır. Çünkü düşman olup dönen dost, düşmanların en şiddetlisi ve en çok zarar verenidir. Zira o, gizli sırlarına vakıf olmuştur.” İbnü'l-Cevzî
Alıntı
Reklam
Reklam