• Dosteyevski derki bir kitabinda en buyuk Galatasaray. 😂😂
  • “yoksulluk bir suç değildir.

    ama sürekli yoksulluk bir suçtur. çünkü ben alttaysam ve dışlanmışsam, ilk önce kendi kendimi aşağılamaya hazırımdır.”
    Marmeladov
    Suç ve Ceza-Dosteyevski
  • Sevildiğini bilince insan ne kadar cüretkar oluyor
  • Kendi planlarımızı yapıyorduk ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk .
    Fyodor Dosteyevski
  • 164 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    1K’da incelemesi en çok yapılan eser hiç şüphesiz Kürk Mantolu Madonna..
    Benim için de ayrıcalıklı bir yeri olduğu için ilk incelememi Madonna üzerinden yapmak istedim.
    Zaten Sabahattin Ali’nin ilk kez kalemiyle tanışmam da Madonna ile oldu.Herkes gibi benim de bir takım ön yargılarım mevcuttu.Ama bu kitabın popüler olmasından dolayı değil, isminden kaynaklıydı.
    Daha sonra kitabı okumaya başladığım ilk sayfalarda bu ön yargımdan büyük bir utanç ve hicap duydum diyebilirim.
    Zira yazarımızın kullandığı dil ve üslup
    o kadar sade ve duru ki, insanı büyüleyip hemen etkisi altına alıveriyor .Uzun uzadıya betimleme yapmaktan kaçınarak vermek istediği mesajı açık ve anlaşılabilir bir biçimde okuyucuya aktarıyor.En vurucu kısımlar ise;Hiç şüphesiz insan ilişkileri üzerine yaptığı analizlerdi..

    Eser de iki farklı hikaye olduğunu söylemek mümkün.Bunlardan ilki küçük bir burjuva ailesinin iç yüzünü tahlil edip, toplumun ön yargısını konu alırken;İkinci hikaye ise imkansız ama tutku dolu bir aşk hikayesine ve yabancılaşma temalarına yer veriyor..

    İlk hikayede anlatıcı Raif beyi dış görünüşüne bakarak sıradan ve vasıfsız biri olarak nitelendirip ön yargılı bir yaklaşım sergiliyor.Daha sonra onu yakından tanıma fırsatı bulunca aslında onun hiç de düşündüğü gibi alelade biri olmadığını anlıyor.Buna ek olarak Raif efendinin iş yerinde maruz kaldığı davranışlar ise;Ön yargının harekete dökülmüş hali yani dışlama durumu vardı.

    Raif efendiyi biraz, Dostoyevski’nin yer altı adamıyla bağdaştırdım desem yeridir.Her iki karakterde de dıştan sessiz bir kabulleniş gösterip, içten isyan halin de olma durumu vardı.Bundan farklı olarak yer altı adamında ki kendini küçük görme halinde ki öfkeye dönüşen saldırgan farkındalık, Raif efendi de umursamaz ve çelebice bir kabulleniş olarak karşımıza çıkıyordu.

    Zaten şöyle bir bakıldığında Sabahattin Ali ve Dosteyevski toplumu baz alarak yazan yazarlardır.Şöyle bir iddiada da bulunmak istiyorum; Şayet Dosteyevski yaşıyor olup, Madonnayı okuma fırsatı yakalasaydı şüphesiz en sevdiği eserler arasında yerini alırdı:)

    Raif beyin aile yaşantısına gelince ilişkiler çok kopuk ve sevgisizdi.Hatta öyle ki, kendi içlerinde bir yabancılaşma durumu bile vardı .Bunu bir alıntı ile açıklamak istiyorum... “İnsanlar birbirinin maddi yardımlarına ve paralarına değil, sevgilerine ve alakalarına muhtaçtırlar. Bu olmadıktan sonra, aile sahibi olmanın hakiki ismi, birtakım yabancılar beslemekti.”

    Maria puder’den sonra haksızlığa uğradığını düşündüğüm bir diğer karakter Mihriye hanım oldu..
    Onu sevmeyen bir eş, kibirli çocuklar, pasif bir kız kardeş ve egolu bir enişte Ev ortamı Nuh’un gemisini aratmıyordu her türden insan vardı..Her neyse..Konuya dönecek olursam kadıncağız evde hizmetçi konumundaydı.Herhangi bir değer görmeden sadece kullanılıyordu.Nasıl bir iç dünyası vardı kimbilir...

    Ve Maria Puder..Düşünce yapısına hayran kaldığım kadın..Güçlü ve dominant bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.Hatta feminist bir eğilimin varlığından dahi söz edilebilir.Söylediği şu sözler bunu destekler nitelikte;

    “Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? sırf böyle en tabii hakları imiş gibi insandan birçok şeyler istedikleri için... beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil... erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki... kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini farketmemek için kör olmak lazım. herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçemiyorlar. bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek... biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey veremeyiz... ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum."

    Maria puder, bir bakıma Raif efendi’nin istediği ama bir türlü olmak için cesaret gösteremediği bir kişiliğin tanımı gibiydi.Aradığı özgürlüğü kitaplardan sonra puder’de bulmuştu.
    Belki de Türkiye’ye dönmek yerine onun yanında kalmayı seçseydi, (çünkü her durumda ikinci bir seçenek vardır.)yabancılaşma ve silik bir karakter olma durumundan kurtularak iradeli bir karakter olabilirdi..
    Ama o gitmeyi seçerek kendine çizilmiş sınırlarda yaşamaya mahkûm oldu.Ve Maria Puder’in mektupları kesilmesi durumunda onun kendinden vazgeçtiğini ve başka birini bulduğuna dair peşin hüküm verme gafletine düşerek pişmanlık duygusunu da hayatına dahil etti.
    “Beni çağır, nereye istersen gelirim Raif.” Diyerek güvence veren bir kadın böyle bir şey yapmaz.Bu noktada soruyorum;
    Yere göğe sığdıramadığı Madonnasın’dan nasıl, bu kadar çabuk vazgeçebiliyordu?
    Neden, sebebini sorgulayıp araştırmadı?
    İhtimaller üzerine düşünmek yerine kolay olan peşin hüküm vermeyi seçti.
    Bu karakterine tezat bir davranıştı.Tıpkı kendisine kurduğu küçük dünyada hapsolmayı özgürlük olarak gördüğü parodaksta olduğu gibi.


    Hayatımızda ki bazı olgular elimizde olmadan gerçekleşse de çoğu zaman yön vermek bizim elimizde oluyor.Buna ön yargılarımızdan kurtularak başlayabiliriz.
    Son olarak bu eserden çıkardığım en iyi sonuç;
    “İnsanlar arasında ki ana engel din, dil ve ırk değil;Önyargı..
  • Kendi planlarımizı yapıyorduk ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk . . (Dosteyevski)
  • Tanınması,eserlerinin okunması gereken en önemli yazar kim sizce? (Fikirler önemli☺)
  • Ibseni aslından okumak için Norveççe öğrenmişti. .
    Tolstoy hakkında ise Birinci dünya savaşında hayatını kurtardığını söylediği belirtiliyor..
    Rus yazarlardan bir kaç tanesinin okunmaya değer olduğunu bunların başında Tolstoy ve Dosteyevski geldiği düşünüyordu ve Rusçayı da yine bu yazarları ana dilleriyle okuyabilmek icin öğrendiğini belirtiyordu..
    Kimberley Cornish
    Sayfa 105 - Doğan kitap / Dünya Tartışıyor
  • 218 syf.
    ·1 günde·Beğendi·9/10
    Aşk nedir? Sevginin ötesi yok mu? Yürek yangını mı? Yoksa gönül gözünün körlüğü mü? Ya da hepsi mi? Bir insan neye aşık olur? Güzelliğe mi? Ruha mı? Aşkın gözü kördür sözü neden söylenmiştir? Aşık olan insanlar genelde neden mantıklı düşünemez? Çok mu soru oldu?
    http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
    Birisine aşık olduğunuzda aşkın körlüğünden başkasını sevemeyiz. Aşık olduğumuz insana öyle bağlanırız ki. Aşk belki tek taraflı ancak etkiler herkes için aynı.
    İncelemenin konusu olan Dostoyevski'nin Beyaz Geceler isimli kitabı da yukarıda kısmen tariflediğim iki platonik aşkı konu edinmiş. Anlatıcımız yani kitabımızın kahramanı bir gün yolda giderken Nastenka'yı görür ve ona aşık olur. Aşklardan birisi hikayenin kahramanı olan anlatıcımızın Nastenka'ya olan aşkı diğer aşk ise Nastenka'nın kiracıları olan bir adama olan aşkı. İki aşk arasında tek ortak nokta ise karşılıksız olmaları. Yani platonik aşk. Ancak sonradan bu durum kısmen değişmektedir.
    Yukarıdaki satırlar kitabın yarısı bittikten sonra yazıldı. Şimdi diğer yarısındaki yorumlarıma kulak verin.
    Kitabın sonlarına doğru mutlu bir son beklerken resmen dumura uğradım ve kitabın romantikliği ile karışık ağız dolusu küfürler savurdum. Kime mi? Okuyunca anlarsınız.
    Konu bu kısaca. Bu kitapla şunu fark ettim. Dostoyevski bir ruh adamı. Yani yazar kahramanlarını dış dünyadan ne kadar soyutlarsa ne kadar iç dünyalarında kendisi ile baş başa bırakırsa okuması da o derece daha bir güzelleşiyor. Ayrıca şekil-1.a'da(ben) görüldüğü üzere Dosteyevski kısacık bir hikayesinde bile okuyucusuna farklı duyguları yaşatmış. Takdir ettim.
    Bu arada kitap aynı isimde farklı yayınevlerinden çıkmış. Bendeki yayında sadece Beyaz Geceler isimli hikaye var. Diğer yayınlarda galiba 3-4 hikaye aynı kitapta.
    Kesinlikle okunması ve kitabın sonunda da küfürler yağdırılması gereken bir kitap. İyi okumalar.