Yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum.
Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, Bana göz kırpıyordu. incirlerden biri, eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı; bir başkası ünlü bir şair, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Socrates,Atilla ve garip adları, değişik meslekleri olan bir yığın aşık, bir başkasıysa olimpiyat şampiyonu Bir kadındı, ve bu incirlerin üzerinde ve Ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım bir sürü incir daha vardı.
kendimi dalların çatalandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime Bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. incirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken İncirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.