zelia༺

zelia༺
@drdzelia
𓆝 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟
Peki ya bitkiler?
…hayvanları ve hayvanlardan elde edilen ürünleri yemek hayvanların doğrudan öldürülmesine neden olmanın yanı sıra bitkilere çektirildiği varsayılan acıyı da katlanarak artıracaktır. Hayvancılık yapmak, o hayvanları beslemek için bitki yetiştirmenizi gerektirir. …sebze ve tahılları doğrudan tüketsek, hayvanları beslemek ve sonra da katletmekten vazgeçsek, hayvanlar için yetiştirmekte olduğumuz çoğu sebzenin hayatını kurtarmış oluruz (Hayvanların hayatını da kurtardığımızı söylemeye gerek yok.). Başka bir deyişle çiftlik hayvanlarını yemek doğrudan sebze yemekten daha fazla sayıda bitkinin canına mal olur ve muazzam bir -verimsizlik gezegenimiz ve insanların açlığı ile ilgili- yaratır. Şayet bitkiler yaşamak istiyor olsalardı bile, yine de çiftlik hayvanlarını yemek yerine bitkileri doğrudan yemek, etik olarak daha anlamlı olacaktı. Eğer hayatta kalabilmek için mecbur kaldığımızda zarar vermek hususunda kendimize izin verirsek, o şartlarda vereceğimiz zararı en azına indirmek zorundayız. Bu kulağa çelişkili gelebilir, fakat bitkisel diyeti benimsemek, çiftlik hayvanlarına dayalı bir diyeti benimsemekten daha bitki dostu bir tutumdur.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam
Nasıl ki bizim bağışıklık sistemimizin mikroplara karşı direncinin bizim bilincimizin dâhilinde gerçekleştiğini veya buna delalet ettiğini düşünmek için bir neden yoktur; bitkiler de benzer karmaşık bağışıklık reaksiyonları başlatabiliyorlarsa o zaman bitkilerin de bilinçli olduklarını düşünmek için bir neden kalmaz. Pek çok hayvanın (memeliler, kuşlar ve balıklar dahil) acı, haz ve sevgiyi deneyimlemesine araç olan beyin ve merkezî sinir sistemi bitkilerde bulunmaz.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Çiftliklerde yaşamını yitiren hayvanlar hayli sosyal varlıklar olup sevdikleri kendilerinden sökülüp alınarak kesimhaneye götürülmek için yüklendiklerinde, duygusal sıkıntılarını belli eder ve seslerini yükseltirler.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Bir hayvan acı karşısında insana kıyasla daha az duyarlı değildir. Benzer sinirleri ve duyu organları vardır ve vücuduna şiddetli bir baskı geldiğinde her ne kadar konuşarak şikâyetini insan gibi dile getiremese de çığlık ve inlemeleri acıya ne kadar duyarlı olduğunun güçlü belirtileridir, bunlar tıpkı dilini bilmediğimiz bir insanın çığlıkları ve inlemeleri gibidir.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Makam ya da toplumsal konumun üst seviyelerde olması hiç bir canlıyı acı çekme duyarlılığından muaf tutmadığı gibi, konumun ya da makamın alt seviyelerde olması da bahsi geçen hisleri daha az şiddetli kılmaz. Acı acıdır. Bir insana da uygulansa, bir hayvana da; acıyı çeken adam ya da hayvan acı sürdüğü müddetçe, çektiği ıztırabın farkındadır, kötülüğe katlanmaktadır; haksız yere ve nedensiz biçimde kötülüğe katlanmak... onun içindeki zulüm ve adaletsizlik buna yol açmıştır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Reklam