Orada benden sordular ki: Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?
Ben de dedim:
Yaşlı mahkeme reisinden başka daha siz dünyaya gelmeden, ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder.
Hülâsası şudur ki:
O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim, bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara veriyordum, ekmeğimi onun suyu ile yerdim. Benden sordular, ben dedim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. Cumhuriyetperverliklerine hürmeten taneleri karıncalara veriyorum.
Sonra dediler:
Sen selef-i sâlihîne muhalefet ediyorsun?
Cevaben diyordum:
Hulefa-i Raşidîn hem halife hem reis-i cumhur idiler. Sıddık-ı Ekber (R.A.) Aşere-i Mübeşşere'ye ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi.
FAKAT MANASIZ İSİM VE RESİM DEĞİL, BELKİ HAKİKAT-İ ADALETİ VE HÜRRİYET-İ ŞER'İYEYİ TAŞIYAN MANA-YI DİNDAR CUMHURİYETİN REİSLERİ İDİLER.
(Şualar)