Derya Akgul

Derya Akgul
@drykgl
Rutin, Zaman ve Bastiani Kalesi (SPOİLER)
Puan vermedi·232 syf.·
2026 5. kitabı
İnsan, zamanın neden bu kadar hızlı geçtiğini çoğu zaman yanlış yerde arar. Takvimlerde, yaşta, çağda… Oysa asıl neden çoğu zaman daha sessizdir: rutin. Tekrar eden günler, ayırt edilemeyen anlar ve zihnin “buna gerek yok” diyerek kayda almadığı bir hayat. Zaman bu yüzden hızlanmaz; silinir. Beyin, yeniyi kaydeder. Aynıyı değil. Aynı sabah, aynı yol, aynı cümleler, aynı beklentiler… Hepsi zihinde tek bir iz bırakır. Geriye dönüp bakıldığında on yıl, tek bir yıl gibi görünür. “Zaman nasıl geçti anlamadım” dediğimiz anlarda, aslında fark ettiğimiz şey şudur: Yaşanmış anı azdır. Tatar Çölü tam olarak bu silinmenin romanıdır. Giovanni Drogo’nun Bastiani Kalesi’ndeki hayatı hızlı değildir; aksine tekdüzedir. Ama işte bu tekdüzelik, zamanı görünmez kılar. Günler birbirinin aynı olduğu için kayda düşmez, kayda düşmediği için hatırlanmaz, hatırlanmadığı için de geçmiş kısalır. Drogo yaşlanır, fakat yaşadığını hissedemez. Kaledeki rutinler bir disiplin gibi sunulur: nöbetler, rütbeler, kurallar, beklentiler… Hepsi makuldür, hepsi düzenlidir. Bu yüzden tehlikelidir. Çünkü insanı zorla tutmaz; alıştırır. Drogo’nun kalede kalışı büyük bir kararın sonucu değildir; küçük ertelemelerin toplamıdır. “Biraz daha kalayım”, “henüz zamanı değil”, “belki yarın”… Ve bu “yarın”lar, yılları yutar. Romanın en sarsıcı yanı şudur: Zaman Drogo’nun elinden alınmaz. O, zamanını teslim eder. Rutinlere, beklentilere, gelecekte olacak “büyük ana”. O büyük anın gelmesi ihtimali, bugünü yaşamasını gereksiz kılar. Böylece Drogo, hayatını bekleyerek geçirir; ama beklediği hayat hiç gelmez. Burada Tatar Çölü, modern insanın da aynasıdır. Hepimizin bir Bastiani Kalesi vardır: güvenli ama tekrarlı bir düzen, “şimdilik” dediğimiz bir hayat, sonra başlayacağını sandığımız bir gerçeklik. Oysa hayat,
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma