"Zambağım benim, düşüncemin okşadığı, ruhumun öptüğü güzél çiçeğim, insan biçiminde açmış bir çiçeksin sen," dedim. "Sapında el değmemiş, dik,beyaz,mağrur,hoş kokulu ve yanlız zambağımsın benim."
"Yeter, beyfendi," dedi gülümseyerek.
" Kendinizden kendinizden söz etsenize bana biraz, her şeyi ama her şeyi anlatın lütfen."
Büyük aşkların ardından gelen evliliklerin beklentileri de büyük oluyor... Gececik, toy Nisa da emin adımlarla yürüdüğü yoldan sapıp ayaklarını yerden kesen sevdasının peşinden gitmeyi seçince, geride bıraktıklarının, vazgeçtiklerinin yerine koyacak bir şeyler arıyor. Ama bulamıyor. Günbegün tekdüzeleşen evlilik hayatının kısırdöngüsünde gitgide bunalıyor.
Küçücük bir hücreyken, hızla dallanıp budaklanan habis bir tümör gibi her geçen gün dahada büyüyor içindeki pişmanlık. Kimseyi suçlamıyor, suçlayamıyor , tek suçlu kendisi çünkü.
"Canının bir parçasını, en değerli varlıklarından birini beklemedik bir anda yitiriverince, yitirilenin geride bıraktığı karanlık boşluğun içine dönüşüveriyor insan. Oradan kuruluncaya kadar da hiç bir şeyi görmüyor gözü."