...KIZIM...
Canım kızım...
zamanın tam ortasında, çırılçıplak paslı bir sessizlikle yasını tutarken
gözlerimin nasırlaşmış bakışlarına astığım kahvehanede çay soğutan bu kimsesizlik
ve boğazıma düğümlenen koca bir dünya ile uğurluyorum seni...

sana vermeyi düşündüğümüz ne kadar isim varsa
ve annenden alacağın dalgalı saçlarının her bir telini
ömrümün kalanına düğüm ediyorum
ama yetersiz kalıyor her çabam
dinmiyor bu acı
anladım ki hayalini bile kaybetse evladının
matemi kadim olur bir babanın...

sana veda edemediğimden
yazık ki zamanı geri alamayacağımdan
sol gömlek cebimde taşıdığım bu taşralı öfkeyle
bu sana kavuşamamış hayatımı omzumda sürükleyerek
tutacağım yasını...

kavgalarımız henüz kaderini öldürmemişken
yani geleceğine kastetmemişken hırslarımız
seni beklerken sana yazdığım mektupları
sana vereceğim arkadaşlığımı
zayi makamında bir ağıtla,
olmuş herşeyden hicap duyan zayıf bir metanetle
mumyaladım
kalbimin en kayıp köşesine...

şimdi bütün söylediklerimin kıymetsizliği ile
senden, çalınmış geleceğinden arta kalan bu göç sessizliğine soruyorum
hiç doğamayışına hangi okuduğum dua özür diler
hangi çiçeği kabul eder etini bulamamış ruhun?

Aslı, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Puan vermedi

Çözülmeyen düğüm yoktur, çözümü belirleyecek olan, koşullardır.

Kimi Sevsem Sensin, Attila İlhan (Sayfa 12)Kimi Sevsem Sensin, Attila İlhan (Sayfa 12)

Bazen öyle daralıyor ki insan,
Içi öyle bir kanıyor ki,
Hatta içinin de içi kanıyor ya bazen.
Sonra sızı oluyor, sızın oluyor.
Gözünde yaşın oluyor,
Boğazında düğüm, avucundaki ter...

Sıla
" Söz düğüm,
Arada derede zor durum.
Dök maharet kendini.
Yazı çözüm,
Kaleme akar iki gözüm.. "

Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
Dün 00:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Çiçekler toplayacağım; bir tek demet yapacağım çiçekleri, sımsıkı tutacağım, sunacağım - Ah! Kime? Varlığımın akışını durduran bir şey var; denn bir ırmak bir engeli zorluyor; sarsıyor, çekiyor; merkezdeki bir düğüm direniyor. Ah, üzüntü bu, acı bu! Bayılıyorum, gücüm kesiliyor. Şimdi bedenim eriyor; açılıyorum, akkor oluyorum. Şimdi ırmak, derin bir gelgit olarak akıyor, verimli kılarak, kapalıyı açarak, sımsıkı katlanmışı zorlayarak, gürül gürül çağlayarak. Kime vereceğim şimdi, butun bu benden, benim sıcak, benim her şeyi sızdıran bedenimden dökülenleri? Çiçeklerimi bir araya toplayacağım, sunacağım - Ah! Kime?

Dalgalar, Virginia WoolfDalgalar, Virginia Woolf
ercanscgn, bir alıntı ekledi.
22 May 23:30

Varlığın sırları saklı senden, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben,
Bizimki perde arkasında dedikodu;
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.

Dörtlükler -Rubailer-, Ömer Hayyam (Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Dörtlükler -Rubailer-, Ömer Hayyam (Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
 22 May 13:48 · Kitabı okumayı düşünüyor

"Annem,
— 'Biz seni sokakta bulup aldık', diyor,
'sen sokağa bırakılmış, küçücük bir çocuktun.
Üşüyordun, soğuktan tirtir titriyordun.
Acıdık sana, evimize aldık...'

— İnanmıyorum, inanmak istemiyorum ama,
içime de bir kuşku düşüyor:
Gerçekten ben sokakta mı bulunmuşum?
Ben annemin çocuğu değil miyim?

— Şakaya vurup inanmadığımı söylemeye çalışıyorum.
Sesim titriyor, dudağım bükülüyor, gözlerim buğulanıyor.

Annem,
— 'Sen bizim asıl çocuğumuz değilsin', diye üsteliyor, 'inanmazsan sor babana...'
Babam doğrusunu söyler, çünkü şakadan hoşlanmaz hiç,
alay etmesini sevmez, çok ciddî adamdır,
— 'Baba, sahi ben sizin çocuğunuz değil miyim?'
— 'Annen söyledi ya, biz seni sokakta bulup aldık...'

Artık inanıyorum sokakta bulunup alındığıma.
Annemle babam birden yabancılaşıveriyor.
Boğazıma yumruk gibi bir düğüm oturuyor.
Ah, bir kalkıp da helaya kadar gidebilsem.
Oda kapısının hemen soluna bitişik hela, benim ağlama yerim,
orda ağlarım gizli gizli...
Ağlarım, ağlarım, sonra ağladığım belli olmasın diye
su dolu paslı tenekenin musluğunu açar, iyice yıkarım yüzümü.

Ama bu kez helaya dek gidemiyeceğim ağlamadan.
Boşaldım, boşalacağım... Görecekler ağladığımı.
Gülüyorlar. Ben de gülmeye çalışıyorum.
Artık kendimi tutamayıp ağlamaya başladım.

Annem göğsüne bastırdı, bastırdı.
— 'Deli çocuk', diyor, 'hemen de inanıverdin.'
Annemin de gözleri yaşlı, o yaşlı gözlerle gülüyor hâlâ, beni de güldürmek istiyor.
Belki kendi çocukluğunu anımsadı; anasız, babasız çocukluğunu.

Kollarının arasındayım, en güvenli yerde.
Bu kez de çocukları olduğuna inandırmaya çalışıyorlar,
ama içimde bir kuşku var. Yoksa beni avutmak mı istiyorlar...
Annemin koynunda uyuyakalıyorum."

Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin (SENİ SOKAKTA BULDUK)Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez, Aziz Nesin (SENİ SOKAKTA BULDUK)
Meryem Özalp, bir alıntı ekledi.
22 May 10:20 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Aşklar var örüle örüle yaşanır. Aşklar var düğümlerin üzerine, düğüm ata ata yaşanır.."

Bir Deli Ayaz, Zeynep Saraç (Sayfa 243)Bir Deli Ayaz, Zeynep Saraç (Sayfa 243)
İrem Söylemez, bir alıntı ekledi.
22 May 00:05

Şehre yağmur yağdığı vakit,
Babam yüzünü avuçları arasına alır, izlerdi.
Yağmur ve babam…
O vakit, ne çok benzerlerdi.
Babam erken büyümüş bir adamdı.
Yaşından değil, yaşadıklarından.
Nasırlı ve de kederli öyküler taşırdı avuçlarında.
İki yakası bir araya gelmek bilmezdi.
Biraz İstanbul gibiydi benim babam.
Yinede evinden gülüşünü,
dilinden mavi türküsünü eksik etmezdi.
Yamalı hayalleri olmak bilmezdi.
Ama velakin,
onlardan da vazgeçmezdi.
Çorak toprakları şımartan,
su gibiydi babam.
Çiçeği severdi.
Ve de üveyikleri.
Derin ahların,
cümle kapısıydı babam.
Sorsam mevsimini,
“Gönül hangi mevsimi yaşıyorsa,
Ömür onu yaşar”, derdi.
Babam bize yaz,
Kendine kış idi,
En çokta sırtımda dağ idi. 

Dokuz Düğüm Dokuz Gece, Seçil OğuzDokuz Düğüm Dokuz Gece, Seçil Oğuz
Ruh Adam, bir alıntı ekledi.
 21 May 15:54 · Kitabı okuyor

SULARA
SULARA
Güneşin burcunda erirken zaman,
Hayatın sırrını sordum sulara.
Dağların başına çökünce duman,
Gönlümün derdini kardım sulara.
Hal karma karışık, gelecek meçhul,
Hayat paramparça, sevgiler pul pul,
Hayal mi gördüğüm kullar kula kul,
Çelikten tuzaklar kurdum sulara.
Günü böldüm yılı çarptım, topladım,
Gönlüme kaç gece hançer sapladım,
Bütün rüyaları sırla kapladım,
Düğüm üste düğüm vurdum sulara.
Ne dostta vefa var, ne yarda vefa,
Yenildim bahtıma bilmem kaç defa,
Mermeri eritir çektiğim cefa,
Yılların yükünü sardım sulara.
Düşmanı sevmişim can bile bile,
Şah mat deyip çekti resti gam çile
Yüzümde beliren çizgiler ile,
Pişmanlık hırkamı serdim sulara.
Hayat zıtlar ile sınav kuyusu,
Kederdir, neşedir gözyaşında su,
Efkarlı bir günde boşadım usu,
Varımı yoğumu verdim sulara.
Gönül kazanında çile pişirdim,
Bir ok attım Kaf dağından aşırdım,
Bulutları gökten yere düşürdüm,
Yıkadım tül diye sardım sulara.
Hicranımı çözdüm belekten bu gün,
Aşkı çekip aldım felekten bu gün,
Eleyip geçirdim elekten bu gün,
Hasreti çarmıha gerdim sulara.

İbrahim SAĞIR

Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 29)Edebice Dergisi - Sayı 11, Kolektif (Sayfa 29)